Küresel piyasalar haftaya Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, yükselen petrol fiyatları ve merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentilerin etkisiyle başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile olası bir barış anlaşmasına yönelik tutumunun sertleşmesi, enerji arzına ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Petrol fiyatları yükselirken yatırımcıların enflasyon ve faiz beklentileri de değişti.
28 Eylül Pazartesi günü Brent petrolün varil fiyatı 106 doların üzerine çıkarak yüzde 1’den fazla yükseldi. ABD ile İran arasındaki gerilimin devam etmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki enerji sevkiyatına yönelik riskler, petrol piyasasındaki yükselişin temel nedenleri arasında yer aldı.
Enerji maliyetlerindeki artışın enflasyonu yeniden hızlandırabileceği endişesi ise tahvil piyasalarında satış baskısını artırdı. ABD’de 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,21 seviyesine yükselirken Japonya’da 2 yıllık tahvil getirisi yüzde 1,97’ye ulaşarak 31 yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesini gördü.
ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını yükseltti
Petrol piyasasında haftanın ilk işlem gününde yükselişin temel nedeni, ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması oldu. Donald Trump’ın İran ile barış anlaşmasına yönelik olumsuz açıklamaları, Orta Doğu’dan gerçekleştirilen petrol sevkiyatının geleceğine ilişkin endişeleri artırdı.
Özellikle küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki olası aksaklıklar, arzın daralabileceği beklentisini güçlendirdi. Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı 106 doların üzerine çıktı.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel enflasyon beklentilerini de etkiliyor. Enerji maliyetlerinin yüksek seyretmesi, üretim ve taşımacılık giderlerini artırarak tüketici fiyatları üzerinde yeni bir baskı oluşturabilir.
Bu nedenle yatırımcılar, petrol fiyatlarındaki yükselişi merkez bankalarının faiz politikaları açısından da yakından takip ediyor.
ABD tahvil getirileri 2007’den bu yana en yüksek seviyelerde
Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini artırması ve ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırabileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesi, ABD tahvil piyasasında getirileri yukarı taşıdı.
ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi 28 Eylül’de yüzde 5,21 seviyesine yükseldi. Geçtiğimiz hafta ise getiri yüzde 5,23’e kadar çıkarak 2007’den bu yana en yüksek seviyesini görmüştü.
Tahvil getirilerindeki yükselişte, Fed’in enflasyonla mücadele kapsamında faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği ve yeni faiz artışlarına gidebileceği beklentileri etkili oldu.
Piyasalarda ekim ayındaki Fed toplantısında faiz artırımı ihtimali de güç kazandı. CME FedWatch verilerine göre yatırımcılar, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığını yüzde 65 seviyesinde fiyatlıyor.
Bu beklentiler, tahvil getirilerinin yükselmesine ve doların diğer para birimleri karşısında güç kazanmasına katkıda bulunuyor. Yüksek tahvil getirileri, yatırımcıların daha düşük getirili varlıklara olan talebini de etkiliyor.
Japonya’da 2 yıllık tahvil getirisi 31 yılın zirvesinde
Küresel tahvil piyasalarındaki yükseliş Japonya’da da etkisini gösterdi. Japonya’nın 2 yıllık devlet tahvili getirisi yüzde 1,97’ye çıkarak 31 yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine ulaştı.
Japon tahvil getirilerindeki yükseliş, ülkede para politikasının sıkılaşabileceğine yönelik beklentilerle yakından ilişkili. Enflasyon baskılarının devam etmesi, Japonya Merkez Bankasının (BoJ) faiz politikasına ilişkin beklentileri etkiliyor.
Öte yandan Japonya’nın 10 yıllık tahvil getirisi de geçtiğimiz hafta yüzde 3,12 seviyesini aşarak 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Güçlü dolar ve faiz beklentileri altını baskılıyor
Altın fiyatları, yükselen tahvil getirileri ve güçlenen doların etkisiyle baskı altında kalmaya devam ediyor. Faiz getirisi sunmayan altın, tahvil getirilerinin yükseldiği dönemlerde yatırımcılar açısından görece daha az cazip hale gelebiliyor.
28 Eylül’de dolar endeksi 101,15 seviyesine yükselerek son iki ayın en yüksek seviyelerine yakın seyretti. ABD ile İran arasındaki gerilimin petrol fiyatlarını artırması ve Fed’in faiz artırabileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesi, doların değer kazanmasını destekledi.
Doların güçlenmesi, altının dolar cinsinden fiyatını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha pahalı hale getiriyor. Bu durum, altına yönelik talebi sınırlayarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabiliyor.
Geçtiğimiz hafta ons altın 4.278 dolar civarında işlem görürken bugün 4150 dolara kadar geriledi. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve tahvil getirilerindeki yükseliş, değerli metalin yönü açısından belirleyici olmaya devam ediyor.
Bununla birlikte Orta Doğu’daki gerilimin artırdığı jeopolitik riskler, altına yönelik güvenli liman talebini destekleyebilecek unsurlar arasında bulunuyor. Dolayısıyla altın fiyatları, bir taraftan yüksek faiz ve güçlü doların baskısıyla karşılaşırken diğer taraftan jeopolitik risklerden destek bulabiliyor.
Küresel piyasaların odağında enflasyon ve merkez bankaları var
Haftanın devamında açıklanacak ABD ekonomik verileri, tahvil getirileri ve değerli metallerin seyri açısından önem taşıyor. Özellikle çarşamba günü açıklanacak kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyon verisi ve cuma günü yayımlanacak tarım dışı istihdam raporu, Fed’in gelecek dönemdeki faiz politikasına ilişkin beklentileri etkileyebilir.

Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması, enflasyonun yeniden hızlanabileceği endişelerini canlı tutuyor. Bu durum, Fed’in faiz indirimlerine yönelmek yerine mevcut faizleri korumasına veya yeni artışlar gerçekleştirmesine ilişkin beklentileri güçlendirebilir.
























