Yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 3,7’ye yükselirken, piyasa beklentisi yüzde 3,6 seviyesindeydi. Enflasyondaki yükselişin ardından Kalshi’de Fed’in ekim ayında faiz artırma ihtimali yüzde 21’den yüzde 33’e çıkarken, faizleri sabit tutma ihtimali yüzde 79’dan yüzde 65’e geriledi. Verinin ardından Bitcoin ise 83.000 doların altına düştü.
ABD TÜFE verisi beklentileri aştı
ABD’de açıklanan eylül ayı enflasyon verileri, fiyat baskılarının yeniden güç kazandığına işaret etti. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu tarafından açıklanan verilere göre, yıllık TÜFE yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Piyasa beklentisi yüzde 3,6, önceki veri ise yüzde 3,4 seviyesindeydi.
Böylece ABD’de yıllık enflasyon, önceki aya kıyasla 0,3 puan yükseldi ve ekonomistlerin tahminlerini geride bıraktı. Aylık TÜFE artışı da yüzde 0,6 olarak kaydedildi.
Gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek TÜFE ise yıllık bazda yüzde 2,6’ya yükseldi. Bu oran, yüzde 2,5 seviyesindeki piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleşti. Çekirdek enflasyondaki yükseliş, fiyat baskılarının yalnızca enerji piyasasıyla sınırlı kalmayabileceğine yönelik endişeleri artırdı.
Enflasyondaki yükselişte Orta Doğu’daki çatışmaların enerji fiyatları üzerindeki etkisi öne çıktı. Özellikle akaryakıt maliyetlerindeki artış, tüketici fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.
Kalshi’de Fed’in faiz artırımı ihtimali yüzde 33’e yükseldi
Beklentilerin üzerinde gelen enflasyon verisi, Fed’in para politikası görünümüne ilişkin piyasa fiyatlamalarını değiştirdi. Kalshi’de işlem gören tahmin piyasalarına göre, Fed’in ekim ayında faiz artırma ihtimali yüzde 21’den yüzde 33’e yükseldi.
Buna karşılık, Fed’in mevcut faiz oranlarını koruyacağına yönelik beklenti yüzde 79’dan yüzde 65’e geriledi. Böylece faiz artırımı olasılığı yükselse de faizlerin sabit tutulması, paylaşılan Kalshi verilerinde en olası senaryo olmayı sürdürdü.
Ancak tahmin piyasalarındaki olasılıkların, Fed’in kesinleşmiş kararını göstermediği unutulmamalı. Bu oranlar, yatırımcıların mevcut veriler ve beklentiler doğrultusunda fiyatladığı ihtimalleri yansıtıyor.
Reuters’ın haberine göre, ABD enflasyon verisinin açıklanmasının ardından faiz vadeli işlemlerinde de ekim ayında faiz artırımı olasılığı belirgin şekilde yükseldi. Piyasa fiyatlamalarında bu ihtimal yaklaşık yüzde 22 seviyesinden yüzde 45’e kadar çıktı. Bu oran, Kalshi’de paylaşılan yüzde 33’lük ihtimalden farklı bir piyasa göstergesine dayanıyor.
Fed’in 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştireceği toplantı öncesinde enflasyon, iş gücü piyasası ve ekonomik faaliyetlere ilişkin veriler, faiz kararının şekillenmesinde etkili olacak.
Bitcoin 83.000 doların altına geriledi
ABD enflasyonunun beklentileri aşması, kripto para piyasasında da satış baskısını artırdı. Bitcoin, açıklamanın ardından 83.000 dolar seviyesinin altına geriledi.
Enflasyonun hızlanması, Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği veya yeni bir faiz artırımına gidebileceği beklentisini güçlendiriyor. Bu durum, özellikle kısa vadede riskli varlıkların fiyatlamaları üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Faizlerin yükselmesi ya da yüksek seviyelerde kalması, ABD tahvilleri gibi faiz getirisi sunan varlıkları yatırımcılar açısından daha cazip hale getirebilir. Böyle bir ortamda hisse senetleri ve kripto paralar gibi riskli varlıklara yönelik talep zayıflayabilir. Bununla birlikte Bitcoin’in fiyat hareketleri; doların seyri, likidite koşulları, fon akışları ve kaldıraçlı işlemler gibi başka faktörlerden de etkileniyor.
Bu nedenle enflasyon verisinin ardından yaşanan düşüş, piyasanın Fed’in olası adımlarına verdiği tepkinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Fed’in faiz kararı için enflasyon belirleyici olacak
Fed, para politikası kararlarında enflasyonu yüzde 2’lik uzun vadeli hedefine döndürmeyi amaçlarken istihdam piyasasındaki gelişmeleri de dikkate alıyor. Enflasyonun beklentilerin üzerinde seyretmesi, faiz indirimlerinin gecikmesi veya yeni faiz artırımlarının gündeme gelmesi riskini artırıyor.
Bununla birlikte tek bir enflasyon verisi, Fed’in mutlaka faiz artıracağı anlamına gelmiyor. Yetkililerin fiyat baskılarının kalıcılığını, ekonomik büyümeyi ve iş gücü piyasasının durumunu birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri ile Fed yetkililerinin açıklamaları, ekim ayındaki toplantıya yönelik beklentilerin yeniden şekillenmesine neden olabilir.






















