Fed yetkililerinden faiz politikasına ilişkin farklı mesajlar geldi. New York Fed Başkanı John Williams, bu yıl bir faiz artışının daha uygun olabileceğini belirtirken, 2027 yılında ek faiz artışına ihtiyaç görmediğini söyledi.
Buna karşılık Boston Fed Başkanı Susan Collins, yıl sonuna kadar faiz oranlarının bir miktar daha artırılmasını beklediğini ifade etti. Collins, yüksek enflasyon riskinin Fed’in öncelikli gündem maddesi olduğunu ve enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle enflasyonun yüzde 2’lik hedefin üzerinde kalabileceğini vurguladı.
Fed Mesajları Küresel Piyasalara Destek Sağladı
ABD borsaları, salı günü yüksek petrol fiyatları ve teknoloji hisselerindeki satış baskısıyla gerilemesine rağmen, Fed’in daha agresif bir para politikası izlemeyebileceğine yönelik beklentilerle kayıplarını azalttı. New York Fed Başkanı John Williams’ın faiz politikasına ilişkin açıklamaları, piyasalarda daha ılımlı bir görünüm oluşmasına katkı sağladı.
Williams, bu yıl bir faiz artışının daha uygun olabileceğini belirtirken, 2027 yılında ek bir faiz artışına ihtiyaç görmediğini ifade etti.
Açıklamaların ardından ABD tahvil getirileri gerilerken, hisse senetleri üzerindeki baskı da hafifledi. Çip hisselerindeki satışların yavaşlamasıyla S&P 500 endeksi günü yataya yakın tamamlarken, Microsoft hisseleri rekor seviyeye yükseldi.
ABD ve Avrupa vadeli endekslerinde yükseliş beklentileri öne çıkarken, dolar değer kaybetti. Ancak yüksek enerji maliyetleri ve enflasyon endişeleri, piyasalardaki toparlanmanın önündeki temel riskler arasında yer almaya devam ediyor.
Gözler ABD Enflasyon Verisinde
Küresel piyasaların yönü açısından ABD’nin eylül ayı tüketici enflasyonu verisi kritik önem taşıyor. Aylık TÜFE artışının yüzde 0,4’ten yüzde 0,6’ya yükselmesi bekleniyor. Enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, Fed’in ilave faiz artışına gidebileceği yönündeki tahminleri yeniden güçlendirebilir.
AT Global Markets Baş Piyasa Analisti Nick Twidale, Fed’in faiz politikasına ilişkin piyasa beklentilerinin son dönemde önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekti. Twidale, enflasyon verisinin tahminleri aşması durumunda ilave faiz artışı beklentilerinin yeniden hızla gündeme gelebileceğini belirtti.
Bu nedenle yatırımcılar, yalnızca enflasyonun mevcut seviyesine değil, fiyat baskılarının hangi hızla ilerlediğine ve bunun Fed’in gelecek dönem politikalarını nasıl etkileyebileceğine de odaklanıyor.
Petrol Fiyatları Enflasyon Endişelerini Canlı Tutuyor
Ortadoğu’da yeniden artan saldırılar ve Basra Körfezi üzerinden gerçekleştirilen enerji sevkiyatlarının geleceğine ilişkin belirsizlik, petrol fiyatlarını yukarı taşıyor. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,6 yükselerek 106,30 dolara ulaştı.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, küresel enflasyonun yüksek kalabileceği ve merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranabileceği endişelerini artırıyor. Bu durum, Fed yetkililerinden gelen ılımlı mesajların piyasalara sağladığı desteği sınırlıyor.
Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde da enerji kaynaklı enflasyon baskılarının henüz ekonominin geneline yayılmadığını belirtti. Bu değerlendirme, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkilerinin yakından izlendiğine işaret ediyor.
Asya Borsalarında Toparlanma Sinyali
ABD piyasalarındaki kayıpların azalması ve Fed’in faiz politikasına ilişkin daha ılımlı beklentiler, Asya piyasalarına da yansıdı. MSCI Asya Pasifik Endeksi, iki günlük düşüşün ardından yüzde 0,5 yükseldi.
Bununla birlikte, küresel piyasalardaki toparlanmanın kalıcılığı büyük ölçüde ABD enflasyon verisine, petrol fiyatlarının seyrine ve merkez bankalarından gelecek yeni mesajlara bağlı olacak.
Özellikle beklentilerin üzerinde açıklanabilecek bir enflasyon verisi, faiz artışı endişelerini yeniden gündeme getirerek hisse senetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Enflasyonun tahminlerle uyumlu veya daha düşük gerçekleşmesi ise Fed’in para politikasında daha ılımlı bir çizgi izleyebileceği beklentisini güçlendirerek risk iştahına destek sağlayabilir.






























