Yapay zeka sektöründeki yüksek değerlemeler ve yatırımların beklenen getiriyi sağlayıp sağlayamayacağına ilişkin soru işaretleri, küresel hisse piyasalarında satış baskısını artırdı. ABD’de çip hisseleri Temmuz ayından bu yana en uzun düşüş serisini kaydederken, teknoloji sektöründeki kayıplar genel piyasa görünümünü de olumsuz etkiledi.
S&P 500 endeksi, endekste yer alan şirketlerin büyük bölümünde yükseliş görülmesine rağmen çip devlerindeki satışların etkisiyle rekor seviyelere yakın yatay bir seyir izledi. ABD hisse piyasasında işlem hacminin 2026 yılının en düşük seviyesine gerilemesi de yatırımcıların temkinli tutumunu ortaya koydu
Yüksek petrol fiyatları ve tahvil getirilerinin yarattığı baskıya karşın güçlü şirket kârlarına ilişkin beklentiler, hisse senetlerindeki kayıpları sınırlayan unsurlar arasında yer aldı. Ancak yatırımcıların odağında artık yalnızca şirketlerin kârlılık performansı değil, yapay zeka yatırımlarının sürdürülebilirliği ve bu yatırımların finansman maliyetleri de bulunuyor.
Broadcom CEO’sunun Açıklamaları Yapay Zeka Endişelerini Artırdı
Çip sektöründeki satışların derinleşmesinde Broadcom CEO’su Hock Tan’ın açıklamaları da etkili oldu. Tan’ın bazı yapay zeka yatırımcılarının davranışlarını kumarhanedeki risk alma yaklaşımına benzetmesi ve finansman risklerine dikkat çekmesi, sektördeki yatırım iştahına ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Yapay zeka altyapısına yönelik yatırımların hızla büyümesi, teknoloji şirketlerinin yanı sıra veri merkezleri, bellek üreticileri ve çip tasarımcıları için de önemli fırsatlar yaratıyor. Bununla birlikte yatırımların yüksek maliyetli olması, finansman ihtiyacının artması ve harcamaların ne ölçüde gelir yaratacağının henüz netleşmemesi, piyasalarda risk algısını güçlendiriyor.
Özellikle yüksek değerlemeler üzerinden işlem gören teknoloji şirketlerinde yatırımcılar, gelecekteki büyüme beklentilerinin mevcut hisse fiyatlarını haklı çıkarıp çıkarmadığını sorguluyor. Yapay zeka yatırımlarının beklenen getiriyi sağlayamaması veya finansman koşullarının daha da sıkılaşması durumunda sektör genelinde düzeltme riskinin artabileceği değerlendiriliyor.
Çinli çip üreticilerinden gelen rekabet baskısı da bu endişelere ekleniyor. Çin merkezli CXMT’nin daha fazla veri depolayabilen yeni bir bellek çipi tasarımında ilerleme kaydettiğine ilişkin haberler, özellikle Asyalı üreticiler üzerindeki baskıyı artırdı. Bu gelişme, küresel bellek pazarında rekabetin yoğunlaşabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirdi.
Asya Borsalarında Sert Düşüş: Kospi Yüzde 6,2 Geriledi
Yapay zeka yatırımlarına ilişkin endişeler, Asya piyasalarında daha belirgin bir satış dalgasına dönüştü. MSCI Asya Pasifik Endeksi yüzde 1,7 gerilerken, yapay zeka temalı işlemlerin önemli göstergelerinden Güney Kore Kospi endeksindeki düşüş yüzde 6,2’ye ulaştı.
Güney Koreli teknoloji devleri Samsung Electronics ve SK Hynix’in hisseleri yaklaşık yüzde 8 değer kaybetti. Tokyo ve Taipei piyasalarında da teknoloji hisselerinde düşüşler görüldü.
Asya piyasalarındaki satışlarda, bölgenin küresel yarı iletken tedarik zincirindeki kritik konumunun etkili olduğu değerlendiriliyor. Bellek çipleri ve yapay zeka altyapısıyla bağlantılı şirketlerin yüksek büyüme beklentileriyle öne çıkması, bu hisseleri sektördeki olumsuz haber akışına karşı daha hassas hale getiriyor.
Yatırımcıların yapay zeka sektöründeki büyüme beklentilerini yeniden değerlendirmesi, yalnızca şirketlerin gelecekteki gelirlerine ilişkin tahminleri değil, mevcut piyasa değerlemelerini de etkiliyor. Bu nedenle teknoloji hisselerindeki satışlar, sektörün küresel borsalar üzerindeki ağırlığı nedeniyle daha geniş çaplı piyasa hareketlerine yol açabiliyor.
Uzmanlardan Piyasa Uyarısı: Satış Baskısı Güçleniyor
Pepperstone Araştırma Direktörü Chris Weston, piyasalardaki görünümün uzun süredir görülmeyen ölçüde olumsuz olduğunu belirtti. Weston, alıcıların geri çekildiğini ve satıcıların fiyatları aşağı yönlü hareket ettirirken çok az dirençle karşılaştığını ifade etti.
Weston’ın değerlendirmeleri, yapay zeka odaklı hisselerde yatırımcı davranışlarının değişmeye başladığına işaret ediyor. Önceki dönemde güçlü büyüme beklentileriyle desteklenen teknoloji hisseleri, artık yatırım maliyetleri, finansman riskleri ve rekabet koşulları açısından daha yakından inceleniyor.
Piyasalarda satışların devam etmesi halinde yatırımcıların yüksek değerlemeli ve riskli varlıklardaki pozisyonlarını azaltarak daha güvenli kabul edilen varlıklara yönelmesi mümkün. Nitekim hisse senetlerindeki düşüşlere eşlik eden tahvil alımları, küresel piyasalarda riskten kaçış eğiliminin güçlendiğini gösterdi.
ABD 10 Yıllık Tahvil Getirisi Geriledi
Hisse senedi piyasalarındaki satış baskısı, yatırımcıların tahvillere yönelmesini destekledi. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi 5 baz puan düşerek yüzde 5,19 seviyesine geriledi. Avustralya ve Yeni Zelanda tahvillerinde de yükseliş görüldü.
Tahvil getirilerindeki gerileme, yatırımcıların hisse senetlerindeki risklerini azaltarak daha temkinli pozisyonlar almaya başladığına işaret ediyor. Bununla birlikte tahvil piyasasındaki hareketlerin kalıcı hale gelip gelmeyeceği, açıklanacak ekonomik veriler ve merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentilerle yakından bağlantılı olacak.
Özellikle ABD enflasyon verisi, tahvil getirilerinin yönü ve küresel risk iştahı açısından belirleyici gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor.
Wall Street’te Gözler Banka Bilançolarında
Küresel piyasalarda yapay zeka kaynaklı endişeler gündemdeki yerini korurken, yatırımcılar ABD’de başlayacak üçüncü çeyrek bilanço sezonunu da yakından takip ediyor. Goldman Sachs, JPMorgan, Citigroup ve Wells Fargo’nun açıklayacağı finansal sonuçlar, ABD bankacılık sektörünün performansına ilişkin önemli sinyaller verecek.
S&P 500 şirketlerinin üçüncü çeyrek kârlarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 25 artması bekleniyor. Bu beklentinin gerçekleşmesi, yüksek faiz ortamına ve küresel ekonomik belirsizliklere rağmen şirket kârlılığının güçlü kaldığına işaret edebilir.
Bununla birlikte bilanço sezonunda yalnızca gerçekleşen kâr rakamları değil, şirketlerin gelecek dönem beklentileri, gelir büyümesi ve maliyet görünümü de belirleyici olacak. Özellikle teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarına ilişkin açıklamaları, yatırımcıların sektörün büyüme potansiyelini yeniden değerlendirmesinde etkili olabilir.
Güçlü finansal sonuçlar, hisse piyasalarındaki satış baskısını hafifletebilecek bir unsur olarak görülürken, beklentilerin altında kalan sonuçlar mevcut endişeleri derinleştirebilir.
ABD Enflasyon Verisi Fed’in Faiz Beklentileri Açısından Kritik
Haftanın bir diğer önemli gündem maddesi, çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisi olacak. Söz konusu veri, Fed’in ekim ayındaki para politikası toplantısı öncesinde faiz görünümüne ilişkin beklentileri şekillendirebilecek önemli göstergeler arasında yer alıyor.
Enflasyonun yüksek seyrini koruması, Fed’in faiz indirimleri konusunda temkinli davranabileceği beklentisini güçlendirebilir. Böyle bir senaryo, özellikle finansman maliyetlerine duyarlı teknoloji şirketleri ve yüksek değerlemeli büyüme hisseleri üzerinde baskı oluşturabilir.
Buna karşılık enflasyonda beklentilerin üzerinde bir yavaşlama görülmesi, para politikasında gevşeme beklentilerini destekleyerek risk iştahını artırabilir. Ancak piyasanın tepkisi, enflasyonun genel görünümünün yanı sıra fiyat baskılarının hangi kalemlerden kaynaklandığına da bağlı olacak.






























