Altın fiyatları, son aylarda yaşanan dalgalanmalara rağmen kritik destek seviyelerinden gelen güçlü alımlarla dikkat çekti. Haziran ve temmuz aylarında ons altın fiyatının 4 bin doların altına gerilediği dönemlerde yatırımcıların devreye girmesi, aşağı yönlü hareketlerin kalıcı hale gelmesini engelledi.
Ağustos ayının başlamasıyla birlikte ise söz konusu alımların daha güçlü bir yükseliş hareketine dönüştüğü görüldü. Değerli metalin özellikle doların ivme kaybetmesinden destek bulması, küresel piyasalarda altına yönelik talebin yeniden güçlenmesine katkı sağladı.
Altının yüksek reel faiz ortamına rağmen yükselişini sürdürmesi de piyasalarda dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.
Doların zayıflaması altın fiyatlarını destekledi
Altın fiyatlarındaki yükselişte ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentiler ve doların son dönemdeki performansı önemli rol oynadı.
Temmuz ayında gerçekleştirilen Fed toplantısından piyasanın beklediğinden daha yumuşak mesajların çıkması, faiz artırımına yönelik beklentilerin zayıflamasına neden oldu. Buna bağlı olarak dolar üzerindeki baskı artarken, doların değer kaybetmesi ons altının yükselişini destekledi.
Dolar ile altın arasındaki ilişki nedeniyle ABD para birimindeki zayıflama, dolar cinsinden fiyatlanan değerli metalin diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha cazip hale gelmesini sağladı.
ABD ve Japonya’dan ekonomiyi desteklemeye yönelik atılan adımların da dolar üzerindeki baskıyı artırması, altındaki yükseliş eğiliminin güçlenmesine katkıda bulundu.
Merkez bankalarının altın talebi devam ediyor
Altın fiyatlarını destekleyen bir diğer önemli gelişme ise merkez bankalarının devam eden alımları oldu.
Dünya Altın Konseyi (WGC) verileri, merkez bankalarının altın talebinin yılın ikinci çeyreğinde arttığını gösterdi. Küresel rezerv yöneticilerinin altın varlıklarını artırmaya devam etmesi, değerli metal açısından uzun vadeli talep görünümünün güçlü kalmasını sağladı.
Merkez bankalarının son yıllarda rezervlerini çeşitlendirmek amacıyla altına olan ilgisini artırması, fiyatlardaki yükselişin yalnızca bireysel yatırımcı talebinden kaynaklanmadığını ortaya koydu.
Özellikle küresel ekonomik belirsizliklerin devam ettiği dönemlerde merkez bankalarının altını stratejik rezerv varlığı olarak görmesi, fiyatların aşağı yönlü hareketlerinde önemli bir destek unsuru oluşturdu.
Yüksek reel faizlere rağmen altın güç kazandı
Altın fiyatlarındaki son yükselişi dikkat çekici hale getiren unsurlardan biri de ABD’deki reel tahvil getirilerinin 2023 sonundan bu yana görülen yüksek seviyelere ulaşmasına rağmen ons altının değer kazanması oldu.
Normal piyasa koşullarında reel faizlerin yükselmesi, faiz getirisi bulunmayan altının cazibesini azaltır. Yatırımcılar yüksek reel getiri sunan tahvillere yönelirken altın üzerindeki talep baskılanabilir.
Ancak mevcut tabloda doların zayıflaması ve merkez bankalarının güçlü altın talebi, yüksek reel faizlerin oluşturduğu baskının önüne geçti.
Bu durum, altın fiyatlarının yalnızca faiz beklentileri üzerinden hareket etmediğini ve piyasadaki güvenli liman talebinin de fiyatlama üzerinde önemli bir rol oynadığını gösterdi.
Gözler ABD enflasyon verilerinde
Altın fiyatlarının kısa vadeli görünümünde ise ABD’den gelecek enflasyon verileri önem taşıyor.
Açıklanacak enflasyon rakamları, piyasaların Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentilerini doğrudan etkileyebilecek. Enflasyonun beklentilerin üzerinde veya altında gerçekleşmesi, ABD tahvil getirileri ve dolar üzerinden altın fiyatlarında sert hareketlere neden olabilir.
Bu nedenle yatırımcılar, altının teknik görünümünün yanı sıra ABD enflasyon verisini ve Fed’in gelecekteki faiz politikasına ilişkin sinyalleri yakından takip ediyor.
Altın için haziran ve temmuz aylarında 4 bin dolar seviyesinin altındaki fiyatlamalarda alıcıların devreye girmesi, bu bölgenin piyasada güçlü bir destek haline geldiğini gösterdi.
Önümüzdeki dönemde 4 bin 400 dolar seviyesi altın fiyatlarının yönü açısından kritik eşik olarak izlenecek.
Bu seviyenin aşılması ve üzerinde kalıcılık sağlanması halinde yükseliş hareketinin hız kazanması beklenirken, ABD enflasyon verileri ve Fed beklentileri de fiyatlamanın temel belirleyicileri olmaya devam edecek.














