Küresel piyasalarda yatırımcıların gözü yeniden tahvil getirilerine çevrilirken, JPMorgan’dan hisse senedi piyasalarına yönelik dikkat çeken bir uyarı geldi.
JPMorgan Chase Private Bank Küresel Yatırım Stratejisi Başkanı Grace Peters, ABD 10 yıllık Hazine tahvili getirisinin yüzde 5 seviyesini aşmasının borsalarda sert ve ani bir satış dalgasını tetikleyebileceğini belirtti.
Peters, buna karşın ABD ve Avrupa borsalarında yıl sonuna kadar yükseliş potansiyelinin korunduğunu, olası yüzde 5-8’lik bir geri çekilmenin ise uzun vadeli trend açısından sağlıklı bir düzeltme olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.
JPMorgan: Yüzde 5 seviyesi kritik eşik
Piyasaların odağındaki en önemli seviyenin ABD 10 yıllık tahvil getirisi olduğunu belirten Peters, getirinin psikolojik açıdan kritik yüzde 5 seviyesini aşmasının hisse senetlerinde ani satışlara yol açabileceğini ifade etti.
Tahvil getirilerindeki yükseliş, hisse senetlerinin yatırımcılar açısından göreceli cazibesini azaltıyor. Özellikle yüksek değerlemelere sahip teknoloji ve büyüme hisseleri, yükselen faiz ortamında daha yüksek iskonto oranları nedeniyle satış baskısına karşı daha hassas hale geliyor.
Peters’ın değerlendirmeleri, piyasalardaki mevcut yükseliş trendinin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine JPMorgan, ABD ve Avrupa borsalarında yıl sonuna kadar yukarı yönlü potansiyelin korunduğunu düşünüyor. Ancak bu yükselişin öncesinde daha sert bir düzeltme yaşanabileceği konusunda yatırımcıları uyarıyor.
JPMorgan’dan yüzde 5-8’lik düzeltme senaryosu
Peters, ABD’de kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde hisse senedi piyasalarında yüzde 5 ila yüzde 8 arasında bir geri çekilmenin sağlıklı bir düzeltme olarak değerlendirilebileceğini belirtti.
Bu ölçekte bir düşüşün piyasalarda yapısal bir bozulma veya yeni bir ayı piyasasının başlangıcı olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Peters, bunun güçlü bilanço döneminin ardından ortaya çıkabilecek normal bir kâr realizasyonu süreci olabileceğine dikkat çekti.
Petrol fiyatları enflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor
Piyasalardaki bir diğer önemli risk ise yükselen petrol fiyatları oldu. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin enerji arzına ilişkin endişeleri artırmasıyla petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş, enflasyon beklentilerinin yeniden güçlenmesine neden oluyor.
Petrol fiyatlarının yüksek kalması, enerji maliyetleri üzerinden tüketici fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Bu durum, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranmasına ve tahvil getirilerinin yüksek kalmasına yol açabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in uzun vadeli borçlanma maliyetlerini aşağı çekmek amacıyla başlattığı tahvil geri alım hamlelerine rağmen uzun vadeli faizlerdeki yükselişin devam etmesi de yatırımcıların dikkatini çekiyor.
Eylül ayı ve seçim belirsizliği piyasaları zorlayabilir
Piyasalardaki riskler yalnızca faiz ve petrol fiyatlarıyla sınırlı değil. İkinci çeyrek bilanço sezonunun sağladığı pozitif katalizörün büyük ölçüde geride kalması, eylül ayının tarihsel olarak hisse senetleri açısından zayıf dönemlerden biri olması ve ABD’deki kasım ara seçimlerinin yaklaşması, yatırımcıların temkinli hareket etmesine neden oluyor.
Bu faktörlerin aynı dönemde birleşmesi, piyasaların kısa vadede daha yüksek volatiliteyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.
Düşüş panik nedeni olmayabilir
JPMorgan’ın değerlendirmesinin temel mesajı, olası bir düzeltmenin tek başına piyasalarda uzun vadeli yükseliş görünümünün sona erdiği anlamına gelmeyeceği yönünde.
Peters, ABD ve Avrupa borsalarında yıl sonuna kadar yükseliş potansiyelinin korunduğunu belirtirken, yatırımcıların özellikle ABD 10 yıllık tahvil getirisindeki hareketi yakından izlemesi gerektiğine işaret ediyor.

























