Altın, bu yıl güçlü yükselişin ardından ons başına 4.600 dolar seviyelerine kadar çıkarak tarihi zirvelerini test etmişti. Son dönemde ise ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve Federal Rezerv’in (Fed) para politikasına ilişkin beklentilerin değişmesiyle değerli metalde geri çekilme görüldü. Buna karşın büyük varlık yöneticilerinin yeniden alıma yönelmesi, uzun vadeli altın beklentilerinin güçlü kalmaya devam ettiğine işaret etti.
Amundi altın fiyatında 5 bin doları bekliyor
Avrupa’nın en büyük varlık yönetim şirketi Amundi SA, son dönemde altın pozisyonunu yeniden artıran kuruluşlar arasında yer aldı. Şirket, altın fiyatının yıl sonuna kadar ons başına 5 bin dolar seviyesine geri dönebileceğini öngörüyor.
Amundi Yatırım Enstitüsü’nden Lorenzo Portelli, altını mevcut seviyelerde cazip bir varlık olarak değerlendirdiklerini belirterek, değerli metalin hem riskten korunma aracı hem de yüksek likidite sağlayan bir varlık olduğunu ifade etti.
Portelli, bununla birlikte Amundi’nin altın alımlarını daha fazla artırabilmesi için Fed’in faiz politikasına ilişkin daha net bir görünüm oluşması gerektiğine dikkat çekti.
Büyük fon yöneticileri altın pozisyonlarını yeniden oluşturuyor
Yaklaşık 27 trilyon dolarlık varlığı yöneten çok sayıda varlık yöneticisiyle yapılan değerlendirmeler, altına yönelik kurumsal ilginin yeniden güçlendiğini gösterdi.
Pictet Asset Management, Robeco Institutional Asset Management ve Fidelity International’daki fon yöneticileri, yılın başlarında azalttıkları altın pozisyonlarını son dönemde yeniden genişletti. BNP Paribas Asset Management ve Manulife John Hancock Investments gibi kuruluşların da son haftalarda altın yatırımlarını artırdığı veya değerli metaldeki yükseliş beklentisini koruduğu belirtildi.
Bu eğilim, altının yalnızca kısa vadeli bir güvenli liman olarak değil, kurumsal yatırımcıların uzun vadeli portföylerinde stratejik bir çeşitlendirme aracı olarak konumunu güçlendirdiğini ortaya koydu.
Fed politikası ve tahvil getirileri altının önündeki en büyük riskler arasında
Altına yönelik kurumsal talep güçlü kalsa da yatırımcılar değerli metalin yeni zirvelere ulaşmasının kolay olmayabileceğini düşünüyor.
ABD Hazine tahvili getirilerindeki yükseliş ve Fed’in yıl sonuna kadar faiz artırabileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesi, faiz getirisi sağlamayan altın üzerinde baskı oluşturuyor. Tahvil getirilerinin yükselmesi, yatırımcıların risksiz getiri sağlayan dolar bazlı varlıklara yönelmesini teşvik ederken altının alternatif maliyetini de artırıyor.
Bu nedenle piyasalar açısından Fed’in önümüzdeki dönemde izleyeceği faiz politikası, altının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.
Robeco’dan yaklaşık 464 milyar dolarlık varlığı yöneten Arnout van Rijn ise altının yatırımcıların portföylerindeki konumunun son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirtti. Van Rijn, altının artık daha geniş bir yatırımcı kitlesi tarafından kabul edilen ve normal portföylerin ayrılmaz bir parçası haline gelen bir varlık olduğunu ifade etti.
Altın portföy çeşitlendirmesinde öne çıktı
Altına yönelik iyimser görüş yalnızca büyük kurumsal varlık yöneticileriyle sınırlı kalmadı. Permanent Portfolio Family of Funds Başkanı Michael Cuggino da değerli metalde yaşanan geri çekilmeyi uzun vadeli yatırımcılar açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirdi.
Cuggino, altın fiyatının ons başına 4 bin dolar seviyelerine kadar gerilemesinin henüz altın sahibi olmayan yatırımcılar açısından cazip bir alım fırsatı oluşturduğunu söyledi. Uzun vadeli makroekonomik koşulların altın için destekleyici olmaya devam ettiğini belirten Cuggino, değerli metalde zaman içerisinde daha yüksek zirveler ve daha yüksek dipler görülebileceğini öngördü.
Altında uzun vadeli yükseliş beklentisi korundu
Büyük varlık yöneticilerinin son dönemde yeniden altın almaya başlaması, fiyatlarda yaşanan geri çekilmenin kurumsal yatırımcılar tarafından uzun vadeli pozisyon oluşturma fırsatı olarak görüldüğünü ortaya koydu.
Fed’in faiz politikası, ABD tahvil getirileri ve enflasyon görünümü kısa vadede altının performansı üzerinde baskı oluşturabilecek unsurlar arasında yer alsa da merkez bankalarının altın talebi, jeopolitik riskler ve portföy çeşitlendirme ihtiyacı değerli metale yönelik uzun vadeli desteği koruyor.















