Fed Başkanı Kevin Warsh’ın faiz indirimleri konusunda temkinli duruş sergilemesi, yatırımcıların gelişmekte olan ülke tahvillerine yönelik iyimserliğini önemli ölçüde zayıflattı.
Piyasalarda daha önce İran ile ABD arasında ilerleyen barış görüşmelerinin enerji fiyatlarını düşürmesiyle birlikte gelişmekte olan ülke tahvillerinde güçlü bir toparlanma beklentisi oluşmuştu. Ancak Fed’in faizleri uzun süre yüksek tutabileceğine yönelik mesajlar, bu beklentinin büyük ölçüde bozulmasına neden oldu.
Wall Street: Asıl risk artık petrol değil, Fed
Wall Street’in önde gelen yatırım bankaları Citigroup ve Goldman Sachs’a göre gelişmekte olan piyasalar açısından en büyük risk artık petrol fiyatları değil, Fed’in para politikası.
Analistler, ABD tahvil faizlerinin yeniden yukarı yönlü fiyatlanmasının küresel sermaye akımlarını değiştirdiğini ve yatırımcıların gelişmekte olan ülke varlıklarından uzaklaşmasına neden olabileceğini belirtiyor.
Özellikle ABD Hazine tahvili getirileri ile gelişmekte olan ülke tahvilleri arasındaki korelasyonun son dönemde belirgin şekilde artması, Fed kararlarının bu piyasalar üzerindeki etkisinin giderek güçlendiğine işaret ediyor.
Güçlenen dolar gelişmekte olan ülkeleri zorluyor
Fed’in şahin duruşu, ABD dolarının küresel ölçekte değer kazanmasını desteklerken gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde de baskı oluşturuyor.
Fidelity International Portföy Yöneticisi Philip Fielding, ABD faiz beklentilerinin daha yüksek seviyelere taşındığını belirterek, bunun doların geniş çaplı güçlenmesine neden olduğunu ifade etti.
Fielding’e göre doların güçlenmesi, dolar finansmanına bağımlı gelişmekte olan ülkeler açısından önemli bir engel oluştururken, küresel finansman koşullarını da sıkılaştırıyor.
Türkiye ve Kolombiya gibi ülkeler daha fazla etkilenebilir
Uzmanlara göre yabancı sermaye girişlerine daha bağımlı ekonomiler, Fed’in sıkı para politikalarından daha fazla etkilenme riski taşıyor.
Philip Fielding, özellikle Türkiye ve Kolombiya gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ülkelerde küresel sermaye akımlarındaki yavaşlamanın tahvil piyasaları üzerinde baskıyı artırabileceğini değerlendirdi.
Yüksek ABD faizleri, yatırımcıların gelişmekte olan piyasalara yönelmesini zorlaştırırken bu ülkelerin borçlanma maliyetlerini de artırabiliyor.
Goldman Sachs: Gelişmekte olan piyasaların yeni düşmanı şahin Fed
Goldman Sachs stratejistleri Kamakshya Trivedi ve Danny Suwanapruti tarafından yayımlanan değerlendirmede, İran ile ABD arasında savaş riskini azaltan anlaşmanın ardından gelişmekte olan piyasaların yeni tehdidinin Fed olduğu vurgulandı.
Stratejistler, enerji kaynaklı risklerin azalmasına rağmen ABD para politikasının piyasalarda belirleyici unsur haline geldiğini ve yerel para cinsinden tahviller üzerindeki baskının sürdüğünü ifade etti.
Faiz indirimi beklentileri zayıflıyor
Fed’in sıkı para politikası yalnızca doların güçlenmesine neden olmuyor. Aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli hareket etmesine de yol açıyor.
Bu durum, yerel para birimi cinsinden tahvillerin değer kazanma potansiyelini sınırlandırırken yatırımcıların risk primi beklentilerinin de yüksek kalmasına neden oluyor.
Citigroup stratejistleri ise piyasalardaki temel risk unsurunun petrolden Fed’e kaydığını belirterek, merkez bankalarının para politikasında erken gevşeme sinyali vermekten kaçınacağını ve bunun gelişmekte olan piyasalarda risk primlerini yüksek tutabileceğini değerlendirdi.
Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülke tahvillerinin performansı büyük ölçüde Fed’in faiz politikasına bağlı olacak. ABD’de faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalması halinde doların güçlü seyrini koruması ve gelişmekte olan ülke tahvilleri üzerindeki baskının devam etmesi bekleniyor.




















