ABD’de stablecoin düzenlemesine ilişkin tartışmalar sürerken, bankacılık sektörü bir kez daha faiz getiren stablecoin modellerine karşı çıktı.
Stablecoin’lere faiz ya da ödül verilmesi konusu, Clarity Act etrafındaki tartışmalarda da en sert başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Sürecin gecikmesinde etkili olan en büyük taraflardan biri olarak görülen bankalar, bu alanda geri adım atmıyor.
Bu kez de Amerikan Bankacılar Birliği (ABA), Beyaz Saray’ın stablecoin getirilerinin bankacılık sistemi üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını savunan raporuna itiraz etti. ABA, asıl riskin küçük ve yerel bankalardan mevduat çıkışı olduğunu söyledi.
ABA’ya göre tartışmanın odağında, stablecoin getirilerinin banka kredilerini ne kadar etkilediği değil, bu ürünlerin mevduatları özellikle küçük bankalardan çekip çekmeyeceği sorusu yer almalı. Birlik, Beyaz Saray’ın raporunun bu kritik noktayı yeterince ele almadığını söylüyor.
Beyaz Saray raporu ne diyor?
Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından çarşamba günü yayımlanan “Sabit Kripto Para Getirisi Yasağının Banka Kredilerine Etkileri” başlıklı araştırma, stablecoin getirilerinin yasaklanmasının banka kredileri üzerinde oldukça sınırlı bir etkisi olacağını öne sürdü.
Rapora göre temel senaryoda, stablecoin getirisi yasağı banka kredilerini yalnızca 2,1 milyar dolar artırabilir. Bu da toplam kredi hacmi içinde yaklaşık yüzde 0,02’lik marjinal bir artış anlamına geliyor.
Ancak bankacılık sektörü bu yaklaşımın eksik olduğunu düşünüyor. ABA baş ekonomisti Sayee Srinivasan ile bankacılık ve ekonomi araştırmalarından sorumlu başkan yardımcısı Yikai Wang, pazartesi günü yaptıkları açıklamada, mevcut politika tartışmasının yanlış çerçevelendiğini belirtti.
ABA: Sorun kredi değil, mevduat dağılımı
ABA yetkililerine göre asıl mesele, stablecoin’lere getiri verilmesine izin çıkması halinde bankacılık sistemindeki toplam mevduatın ne olacağı değil; bu mevduatın hangi kurumlarda tutulacağı.
Srinivasan ve Wang, toplam mevduat seviyesi değişmese bile fonların küçük bankalardan büyük kurumlara kaymasının muhtemel olduğunu söyledi. Böyle bir senaryoda özellikle yerel bankaların fonlama maliyetleri artabilir ve bu durum yerel kredi kapasitesini zayıflatabilir.







