Küresel piyasalarda yatırımcıların odağı, ABD Hazine tahvillerindeki hareketlilik ve merkez bankalarının faiz politikalarına çevrildi. Son haftalarda enflasyon endişeleri ve yüksek faiz beklentileri nedeniyle sert satışlara sahne olan tahvil piyasası, perşembe günü gelen alımlarla toparlanma sinyali verdi.
ABD tahvil getirilerindeki gerileme, hisse senetleri üzerindeki baskıyı hafifletirken Wall Street endekslerinin günü yükselişle tamamlamasına katkı sağladı.
Ancak tahvil piyasasındaki toparlanmaya rağmen yatırımcılar, ABD’de istihdam artışının yavaşlaması beklentisine karşın Fed’in faiz artırımlarına devam edebileceğini düşünüyor. Avrupa’da Fransa’nın mali görünümüne ilişkin endişeler ve Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler de küresel piyasalardaki belirsizliği artırıyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizi 2002’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü
ABD tahvil piyasasında son dönemde yaşanan satış dalgası, 10 yıllık tahvil faizini yüzde 5,34 seviyesine kadar taşıdı. Böylece gösterge tahvilin getirisi, 2002 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Tahvil fiyatları ile getirileri arasındaki ters yönlü ilişki nedeniyle getirilerdeki yükseliş, tahvil fiyatlarında önemli kayıplara yol açtı. Yüksek tahvil faizleri, şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken hisse senetlerinin gelecekteki kazançlarının bugünkü değerini de düşürüyor. Bu durum, özellikle yüksek değerlemelere sahip teknoloji şirketleri başta olmak üzere borsalar üzerinde baskı oluşturuyor.
Ancak perşembe günü ABD Hazine tahvillerine gelen alımlar, getirilerin zirveden geri çekilmesini sağladı. Tahvil piyasasındaki toparlanma, hisse senetleri üzerindeki değerleme baskısını hafifleterek Wall Street’in günü yükselişle tamamlamasına yardımcı oldu.
ABD tahvillerine talep neden arttı?
ABD Hazine tahvillerindeki toparlanmanın arkasında birden fazla gelişme bulunuyor. Fransa’nın mali görünümüne ilişkin endişelerin Avrupa tahvillerinde risk primlerini artırması, yatırımcıların güvenli liman arayışını güçlendirdi.
Avrupa’da artan siyasi ve mali belirsizlikler, ABD Hazine tahvillerine yönelik talebi destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Bunun yanı sıra son haftalarda tahvil getirilerinin hızlı yükselmesine karşı pozisyon alan yatırımcıların bir kısmının işlemlerini kapatması da tahvil piyasasındaki toparlanmaya katkı sağladı.
Son dönemdeki sert satışların ardından gelen bu alımlar, ABD tahvil piyasasında kısa vadeli bir rahatlama yarattı. ABD Hazine tahvilleri, perşembe günkü yükselişin ardından elde ettiği kazanımların büyük bölümünü korumayı başardı.
Fed’in faiz politikası için yeni beklenti: Ekim ayında artırım yapılmayabilir
Tahvil piyasasındaki hareketliliğin önemli nedenlerinden biri de Fed’in gelecek dönemde izleyeceği para politikası. ABD’de istihdam artışının yavaşlaması beklenirken tahvil yatırımcıları, enflasyonla mücadele kapsamında yeni faiz artırımlarının gündeme gelebileceğini değerlendiriyor.
Ancak Fed Başkan Yardımcısı Jefferson’ın açıklamaları, ekim ayında yeni bir faiz artırımına gidilmeyebileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Jefferson, yeni bir faiz artırımının gerekli olup olmadığını değerlendirmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyulabileceğini ifade etti.

Bu açıklamalar, Fed’in faiz politikasında aceleci davranmayabileceği şeklinde yorumlandı. Goldman Sachs ekonomistleri de Jefferson’ın değerlendirmelerinin ekim ayında faiz artırımı ihtimalinin düşük olduğu yönündeki beklentileriyle örtüştüğünü belirtti.
Jan Hatzius liderliğindeki Goldman Sachs ekonomistleri, Fed’in aralık ayında faiz artırmasını bekliyor. Bununla birlikte ekip, söz konusu artırımın ardından ilave faiz artırımlarına ihtiyaç duyulmayabileceği ihtimalini de yüksek görüyor.
Böylece piyasalar, Fed’in kısa vadede faiz artırımına ara verebileceği ancak yılın ilerleyen dönemlerinde yeni bir artırımın hâlâ gündemde olduğu bir görünümü fiyatlıyor.
Petrol fiyatları ve Orta Doğu gerilimi enflasyon endişelerini canlı tutuyor
Küresel piyasalarda tahvil getirilerinin seyrini etkileyen bir diğer önemli unsur ise enerji fiyatları. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler nedeniyle Brent petrolün varil fiyatı 102 doların üzerinde kapanırken yüksek enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin endişeler devam ediyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji maliyetlerini artırarak tüketici fiyatları üzerinde yeniden baskı oluşturabilir. Bu durum, enflasyonun hedeflenen seviyelere gerilemesini zorlaştırabileceği gibi merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine veya ilave faiz artırımlarını değerlendirmesine de neden olabilir.
Dolayısıyla tahvil piyasasında son günlerde görülen toparlanmaya rağmen enerji fiyatları, yatırımcıların yakından takip ettiği temel risklerden biri olmayı sürdürüyor.
Avrupa tahvil piyasası ABD’den negatif ayrışıyor
Küresel tahvil piyasalarında ABD’de yaşanan toparlanmaya karşın Avrupa’da farklı bir görünüm öne çıkıyor. Fransa’nın mali görünümüne ilişkin endişeler ve ülkedeki siyasi belirsizlikler, Euro Bölgesi tahvillerinde risk primlerinin yükselmesine neden oluyor.
Fransa’nın kamu maliyesine ilişkin kaygılar, yatırımcıların Fransız tahvillerinden daha yüksek getiri talep etmesine yol açıyor. Fransız tahvil vadeli kontratları da tarihi düşük seviyelere yakın işlem görüyor.
Avrupa’daki bu gelişmeler, bölgedeki tahvil piyasasının ABD’den negatif ayrışmasına neden oluyor. Fransa’daki mali ve siyasi belirsizliklerin devam etmesi, Avrupa tahvillerindeki risk primlerinin seyrini etkileyebilecek başlıca faktörler arasında bulunuyor.
Küresel piyasalarda dolar yükselişini sürdürüyor
Tahvil piyasasındaki hareketlilik, döviz piyasalarına da yansıyor. ABD dolarının küresel ölçekte güçlenmeye devam etmesi, yatırımcıların güvenli varlıklara yönelme eğilimini ortaya koyuyor.
Bloomberg Dolar Endeksi, üçüncü haftalık yükselişine ilerleyerek Ocak 2025’ten bu yana en uzun yükseliş serisini kaydetmeye hazırlanıyor. Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda devlet tahvillerinde de alıcılı bir seyir görülüyor.






























