ABD tahvil piyasasında getiri eğrisinin özellikle 5-30 yıllık bölümünde dikleşme devam ederken, piyasalar yüksek faizlerin geçici bir hareket olmaktan çıkıp daha kalıcı bir dengeye dönüşebileceğini fiyatlıyor. Öte yandan ABD hükümetinin artan borçlanma ihtiyacı ve yabancı yatırımcıların Hazine tahvillerine yönelik talebindeki olası zayıflama, uzun vadeli tahviller üzerindeki baskıyı artırdı.
Tahvil faizleri neden yükseliyor?
Tahvil fiyatları ile getirileri ters yönde hareket eder. Yani yatırımcıların ABD Hazine tahvillerini satması, tahvil fiyatlarını aşağı çekerken getirilerin yükselmesine neden oluyor.
Son dönemde bu satışın arkasında birden fazla faktör bulunuyor. ABD ekonomisinin beklenenden daha dirençli kalması, yüksek kamu borçlanması, yapay zeka yatırımlarındaki hızlı büyüme ve yatırımcıların uzun vadeli tahviller için daha yüksek reel getiri talep etmesi, faizleri yukarı taşıyan başlıca unsurlar arasında yer alır.
Citadel Securities ise mevcut hareketin önemli bir bölümünün enflasyon beklentilerindeki yükselişten değil, ABD ekonomisinin büyüme kapasitesine ilişkin beklentilerin güçlenmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Kuruma göre yatırımcılar, enflasyondan arındırılmış olarak daha yüksek getiri talep ediyor.
Citadel: Tahvil faizlerindeki yükselişin arkasında güçlü büyüme var
Tahvil piyasasındaki hareketin en dikkat çekici taraflarından biri, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin reel faizlerden kaynaklanması.
Citadel Securities’in analizine göre eylül ayında 10 yıllık ABD tahvil getirisindeki 54 baz puanlık yükselişin 49 baz puanı reel faizlerdeki artıştan geldi. Aynı dönemde enflasyon beklentilerini gösteren başa baş faizlerdeki yükseliş ise yalnızca 5 baz puan oldu.
Bu ayrım oldukça önemli. Çünkü tahvil faizlerindeki yükseliş yalnızca yatırımcıların “enflasyon daha yüksek olacak” beklentisini yansıtmıyor. Piyasa aynı zamanda ABD ekonomisinin güçlü kalabilmesi için daha yüksek reel faizlerin gerekli olduğuna inanıyor.
Citadel’e göre mali genişleme, elverişli finansal koşullar ve yapay zeka yatırımlarındaki olağanüstü büyüme ABD’de talebi güçlü tutuyor. Hükümetin borçlanması ekonomiye destek verirken, aynı zamanda tahvil piyasasının absorbe etmesi gereken borç miktarını artırıyor. Yapay zeka şirketlerinin yatırım ihtiyacı da aynı sermaye havuzu için Hazine ile rekabet ediyor.
Yapay zeka yatırımları tahvil piyasasını nasıl etkiliyor?
Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ABD ekonomisinin büyüme görünümünü destekleyen en önemli unsurlardan biri haline geldi.
Teknoloji şirketlerinin veri merkezleri, çipler, enerji altyapısı ve diğer yapay zeka yatırımlarına milyarlarca dolar aktarması, ekonomide sermaye talebini artırıyor. Bu durum büyüme beklentilerini güçlendirirken faizlerin hızlı şekilde düşeceği beklentisini de sınırlıyor.
Başka bir ifadeyle yatırımcılar, güçlü büyüme devam ettiği sürece ABD Merkez Bankası’nın faizleri düşük seviyelere çekmek için daha az alanı olduğunu düşünüyor. Bu da özellikle uzun vadeli tahvillerde daha yüksek getiri talebini beraberinde getiriyor.
Citadel, güçlü büyüme ve yüksek sermaye talebinin tahvil piyasasında “daha yüksek reel faiz” dönemini beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Ancak kurum, yükselen reel faizlerin bir noktadan sonra yapay zeka yatırımlarının finansman maliyetini artırarak bu yatırım patlamasını sınayabileceği uyarısında da bulunuyor.
ABD’nin artan borçlanma ihtiyacı tahvil faizlerini baskılıyor
Tahvil faizlerinin yüksek kalmasının bir diğer önemli nedeni ABD hükümetinin giderek artan borçlanma ihtiyacı.
Washington, bütçe açıklarını finanse etmek için piyasaya büyük miktarda yeni Hazine tahvili sunuyor. Arzın artması, yatırımcıların bu tahvilleri bilançolarında taşımak için daha yüksek getiri talep etmesine neden olabiliyor.
Reuters’ın değerlendirmesine göre ABD’nin kamu borcu 40 trilyon doların üzerine çıkarken, hükümetin yıllık faiz ödemeleri yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek kalmasında büyük borç arzı, dirençli ekonomik büyüme ve enflasyon risklerinin birlikte etkili olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle piyasadaki temel soru artık yalnızca “Fed faiz indirecek mi?” değil. Yatırımcılar aynı zamanda “ABD Hazinesi bu kadar yüksek borcu hangi faiz oranından finanse edecek?” sorusuna da odaklanıyor.
Yabancı yatırımcıların tahvil talebi de kritik
ABD Hazine tahvillerinin en büyük alıcıları arasında uzun yıllardır yabancı yatırımcılar bulunuyor. Ancak Çin ve Japonya gibi büyük yatırımcıların ABD tahvillerine yönelik talebinin zayıflaması, piyasanın yeni borç arzını absorbe etmesini zorlaştırabilir.
Milyarder yatırımcı Ray Dalio da bu noktaya dikkat çekiyor. Dalio, Çin’in ABD tahvili biriktirme isteğinin azalabileceğini, Japonya’nın da sermayesinin bir bölümünü kendi piyasalarına yönlendirebileceğini belirtiyor.
Dalio’ya göre ABD’nin borç finansmanında yabancı sermayeye önemli ölçüde bağımlı olması, yabancı talepte yaşanabilecek bir düşüşü önemli hale getiriyor. ABD’nin artan borçlanma ihtiyacıyla yabancı yatırımcıların daha az tahvil alması aynı döneme denk gelirse, piyasada faizlerin daha yüksek seviyelerde dengelenmesi gerekebilir.
10 yıllık tahvil faizi 20 yılın zirvelerine yaklaştı
ABD tahvil piyasasındaki satışın boyutu son haftalarda daha net ortaya çıktı. 10 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi eylül ayı boyunca 87,1 baz puan yükseldi. Bu, 1994’ten bu yana görülen en sert çeyreklik yükseliş oldu.
10 yıllık tahvil faizi 1 Ekim’de yüzde 5,31 seviyesine ulaşarak 2007’den bu yana en yüksek seviyesini gördü. 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,65’in üzerine çıkarak 2002’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Bu seviyeler, tahvil piyasasında yaşanan satışın sıradan bir faiz hareketinden daha büyük bir yeniden fiyatlama olduğunu gösteriyor.



















