Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 22 Ekim’de açıklayacağı faiz kararı öncesinde piyasalardaki beklentiler yeniden şekilleniyor. Eylül ayında enflasyonun yüzde 30’un altına gerilemesi faiz indirimi beklentilerini güçlendirirken, Goldman Sachs’tan piyasadaki genel beklentinin aksine daha temkinli bir tahmin geldi.
Goldman Sachs ekonomistleri tarafından hazırlanan değerlendirmede, TCMB’nin ekim ayında politika faizinde değişikliğe gitmesinin beklenmediği belirtildi. Buna göre banka, yüzde 37 seviyesindeki politika faizinin korunacağını öngörüyor. Ancak Goldman Sachs, bu tahmine yönelik yukarı ve aşağı yönlü risklerin son dönemde arttığına da dikkat çekti.
Piyasalar faiz indirimine hazırlanıyor
Goldman Sachs’ın tahmini, piyasadaki genel beklentiden ayrıştı. Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 29,73’e gerilemesi ve aylık enflasyonun yüzde 1,84 seviyesinde gerçekleşmesi, TCMB’nin faiz indirimi için daha fazla alan bulabileceği beklentisini güçlendirdi.
Eylül enflasyonuyla birlikte yıllık tüketici enflasyonu 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30 seviyesinin altına inerken, çekirdek enflasyon göstergesi olan C endeksi de yüzde 28,70’e geriledi.
Bu gelişmelerin ardından bazı uluslararası kurumlar TCMB’den ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi beklemeye başladı. Böyle bir adım atılması halinde politika faizi yüzde 37’den yüzde 36’ya gerileyecek.
Ancak Goldman Sachs’a göre yalnızca manşet enflasyondaki düşüşe bakarak yeni bir faiz indirim döngüsünün başladığını söylemek için henüz erken.
Goldman Sachs neden faiz indirimi beklemiyor?
Goldman Sachs’ın temkinli yaklaşımının arkasında birkaç önemli faktör bulunuyor.
Bunların başında enflasyon beklentileri geliyor. Bankaya göre hanehalkının enflasyon beklentileri bir miktar gerilemesine rağmen son dönemde yeniden yükselmeye başladı. Piyasa katılımcılarının beklentileri de önceki dönemlere kıyasla yüksek seviyelerde kalmaya devam etti.
Bu durum TCMB açısından önemli bir risk oluşturuyor. Çünkü enflasyonun gerilemesi tek başına yeterli görülmüyor. Merkez Bankası açısından beklentilerin de kalıcı biçimde aşağı yönlü hareket etmesi gerekiyor.
Bir diğer önemli başlık ise rezervler.
Goldman Sachs, TCMB’nin ağustos ayında gerçekleştirdiği fiili 300 baz puanlık gevşemenin ardından rezerv hareketlerinin daha yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Rezervlerde yaşanabilecek kayıpların TL üzerindeki baskıyı artırması, faiz indirimi konusunda Merkez Bankası’nın daha temkinli hareket etmesine neden olabilir.
TCMB ise ağustos ayındaki faiz kararının yeni bir faiz indirim döngüsünün başlangıcından ziyade operasyonel çerçevenin normalleştirilmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişti.
Enflasyon düşüyor ancak mücadele henüz bitmedi
TCMB’nin mevcut para politikası açısından kritik nokta, enflasyonun yalnızca mevcut seviyesi değil, önümüzdeki dönemde izleyeceği seyir.
Merkez Bankası, para politikası kararlarında gerçekleşen ve beklenen enflasyon ile enflasyonun ana eğilimini dikkate alıyor. Banka ayrıca enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma yaşanması halinde para politikasının daha da sıkılaştırılabileceği mesajını veriyor.
TCMB Başkanı Fatih Karahan da son değerlendirmelerinde dezenflasyon sürecinin arz yönlü baskıların hafiflemesiyle yeniden hız kazanmasının beklendiğini belirtti.
Karahan, enflasyonun ana eğiliminin yıllık enflasyonun altında seyrettiğine dikkat çekerken, para politikasındaki temkinli duruşun sürdürüleceği mesajını verdi.
Bu nedenle eylül ayındaki olumlu enflasyon verisine rağmen TCMB’nin ekim ayında hemen faiz indirimine gitmek yerine gelişmeleri izlemeyi tercih etmesi ihtimaller arasında bulunuyor.
Türk lirası kritik olacak
Goldman Sachs’ın değerlendirmesinde dikkat çeken bir diğer konu ise Türk lirası.
Banka, küresel piyasalardaki gelişmelerin ve mevcut risklerin TL üzerinde değer kaybı baskısı oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Bunun yanında yabancı yatırımcıların tahvil pozisyonlarında faiz indirimi beklentisini güçlü biçimde destekleyen bir artış görülmemesi de önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle TCMB açısından olası bir faiz indirimi yalnızca enflasyon verileri üzerinden değerlendirilmeyecek.
Türk lirasının seyri, Merkez Bankası rezervleri, yabancı sermaye girişleri, piyasa faizleri ve enflasyon beklentileri de 22 Ekim kararında belirleyici olacak.
Hangi senaryolar öne çıkıyor?
22 Ekim toplantısı için iki temel senaryo öne çıkıyor.
İlk senaryoda TCMB, eylül ayında enflasyonun yüzde 30’un altına gerilemesini dikkate alarak 100 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştiriyor. Bu durumda yüzde 37 olan politika faizi yüzde 36’ya çekilecek.
İkinci ve Goldman Sachs’ın öne çıkardığı senaryoda ise TCMB beklemede kalıyor ve politika faizini yüzde 37’de tutuyor.
Böyle bir karar, Merkez Bankası’nın enflasyondaki düşüşü kalıcı hale getirmek ve Türk lirası üzerindeki baskıyı sınırlamak için temkinli davranmaya devam ettiği şeklinde yorumlanabilir.
Öte yandan TCMB’nin 22 Ekim kararının ardından vereceği yönlendirme de en az faiz oranının kendisi kadar önemli olacak. Çünkü piyasalar yalnızca ekim kararına değil, yılın geri kalanında yeni bir faiz indirim döngüsünün başlayıp başlamayacağına ilişkin sinyallere de odaklanacak.















