ABD’de Hazine’nin tahvil hamlesinin ardından aynı anda iki farklı politika görüyoruz.
Bir yandan Fed, enflasyonun hala %2 hedefinin üzerinde olduğunu söyleyerek faizleri yüksek tutmaya devam ediyor, diğer yandan Hazine Bakanlığı uzun vadeli tahvil geri alımlarını büyütüyor.
Fed, Temmuz toplantısında politika faizini bir kez daha %3,50–%3,75 aralığında sabit bırakmış, hatta karar üç Fed üyesinden itirazla karşılaşmış ve faiz artışı yönünde baskılar artmıştı. Merkez Bankası’nın karar metninde de enflasyonun hedefin üzerinde kalmaya devam ettiği görülmüştü.
Hazine Bakanlığı ise geçen hafta uzun vadeli tahvil geri alımlarını büyüttü. 10–20 yıl ve 20–30 yıl vadeli tahvillerde işlem başına üst sınır 2 milyar dolardan 4 milyar dolara çıkarıldı. Yani Hazine, piyasada işlem gören eski ve daha az likit uzun vadeli tahviller için daha büyük bir alıcı haline geldi.
Hazine Bakanlığı’nın tahvil kararı, özellikle 30 yıllık tahvil getirilerinin 2007’den bu yana en yüksek seviyelere ulaşmasıyla geldi. Tahvil getirisinin artmasıyla reel ekonomide (özellikle mortgage ve kurumsal kredi piyasalarını) sorunlar yaşanırken, ABD kamu borcu da 40 trilyon doların üzerine çıktı. Hazine de tam bu sırada devreye girdi.
Tahvil geri alımlarıyla uzun vadeli piyasadaki satış baskısının azalması ve likiditeyi güçlendirmek ana amaç olarak görülüyor. Tahvil hamlesinin ardından uzun vadeli getirilerde de geri çekilme görüldü. Bitcoin ise yaklaşık %22 yükseliş yaşadı.
Ancak önemli bir ayrım var:
Bu uygulama Fed’in yaptığı niceliksel genişleme QE (QE nedir?) değil. Hazine yeni para basmıyor, sadece uzun vadeli tahvilleri geri alırken finansman yapısını başka vadelerdeki ihraçlarla yönetiyor.
Buna rağmen piyasa üzerindeki etkisi Fed açısından da önemli.
Fed kısa vadede duraksıyor, Hazine ise uzun vadeli finansman koşullarında biraz gevşeme yaratıyor.
Uzun vadeli getiriler düşerse, Fed’in yüksek politika faizinin ekonomi üzerindeki etkisinin bir bölümü başka bir kanaldan dengelenmiş olur.
Dahası:
ABD’nin borcu büyüdükçe ve uzun vadeli faizlerin yüksek kalmasının maliyeti arttıkça, Hazine’nin tahvil piyasasına müdahale etme ihtiyacı da artabilir.
Gözler Jackson Hole Sempozyumu’nda
Gelişmelerin ardından bu haftaki Jackson Hole Sempozyumu daha da önem kazandı.
Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh, göreve geldikten sonraki ilk Jackson Hole konuşmasını bu cuma (yarın) yapacak. Piyasaların en çok merak ettiği konulardan biri ise uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişi nasıl değerlendirdiği olacak.
Warsh bugüne kadar piyasa fiyatlamalarına daha fazla alan tanıyan ve Fed’in bilançosunu yeniden büyütme fikrine mesafeli duran bir yaklaşımdaydı. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını aniden büyütmesi de Fed’in iletişimini zorlaştırdı.
Piyasalar cuma günü Warsh’un eylülde faiz artışına gidip gitmeyeceğini anlamaya çalışırken, aynı zamanda bankanın uzun vadeli faizlerdeki yükselişi nasıl gördüğü konusunda da ipucu aramak isteyecektir.
Peki Bitcoin ne olacak?
ABD Hazinesi 19 Ağustos’ta uzun vadeli tahvil geri alımlarını işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladığında Bitcoin yaklaşık 64 bin dolar seviyelerindeydi. Aynı gün 70 bin dolara yaklaşan BTC, bu hafta ise 80 bin doların üzerine çıktı.
Aynı dönemde Trump’ın kripto sektörüne yönelik olumlu açıklamaları, CLARITY Act’e verdiği destek, spot Bitcoin ETF’lerinde görülen yüksek girişler ve yüksek miktardaki short likidasyonları yükselişi tetikledi.
Tahvil kararının da benzer zamanda gelmesiyle, Fed’in ve Hazine’nin hamleleri Bitcoin için takip edilmesi gereken başlıklardan biri oldu.
Yüksek tahvil faizleri normal şartlarda kripto için olumsuz. Çünkü yatırımcı risksiz kabul edilen ABD tahvillerinden daha yüksek getiri elde edebildiğinde Bitcoin gibi riskli varlıklara yönelmek için daha az neden buluyor.
Ancak Hazine uzun vadeli faizlerdeki yükselişi sınırlamaya çalışırken dolar da zayıflarsa Bitcoin açısından daha olumlu bir ortam oluşur.
Tahvil getirileri geriliyor,
Dolar zayıflıyor,
Likidite koşullarında rahatlama görülüyor,
Altın ve Bitcoin gibi sınırlı arzlı varlıklara ise talep artıyor…
Son rallide gördüğümüz de bu oldu aslında.
Dolayısıyla Bitcoin açısından önümüzde iki farklı alan var.
Bir tarafta Hazine’nin uzun vadeli faizleri kontrol altında tutmaya çalışması, zayıf dolar, Trump yönetiminin kriptoya verdiği siyasi destek ve yeniden güçlenen ETF talebi.
Diğer tarafta ise Fed’in enflasyon nedeniyle faizleri yüksek tutmaya devam etme ihtimali.
Eğer Hazine’nin tahvil piyasasına müdahalesi devam eder, uzun vadeli getiriler geriler ve dolar zayıflamayı sürdürürse Bitcoin açısından makro ortam destekleyici kalabilir. Tabi Warsh’un vereceği mesajlar da önemli.
Eğer Warsh, Jackson Hole’da enflasyonla mücadele için daha fazla sıkılaşmanın gerekli olduğu mesajını verir ve tahvil faizleri yeniden yukarı giderse Bitcoin’de zayıflama görülebilir.
Altın için de benzer tablo var
Bir yandan altın tarafına da bakmak gerekiyor.
Ocak ayında ons başına 5.595 dolar ile rekor seviyeye çıkan altın, yılın ilk yarısında sert geri çekilmiş ve haziran ayında 4.000 doların altını görmüştü. Ons altın geçen hafta ise 4.600 doların üzerine çıktı. Bu yükselişte, Hazine’nin tahvil hamlesinin ardından ABD tahvil faizleri ve doların gerilemesi önemli rol oynadı.
Altın faiz getirisi sunmadığı için ABD tahvil faizleri yükseldiğinde tahviller yatırımcı açısından daha cazip hale geliyor ve altın üzerinde baskı oluşabiliyor. Uzun vadeli getirilerin gerilemesi ise altın gibi bir varlıkta rahatlama yaratıyor.
Doların zayıflaması da altını destekleyen bir diğer unsur. Dolar cinsinden fiyatlanan altın, dolar gerilediğinde küresel yatırımcılar açısından daha cazip hale geliyor. Geçen haftaki yükselişte de zayıf doların önemli bir payı vardı.
Hazine tahvil piyasasındaki baskıyı azaltmaya devam eder, uzun vadeli getiriler zirvelerden geriler ve dolar zayıflarsa altında da yükseliş devam edebilir. Ancak altın için Orta Doğu’da devam eden savaş ve enerji fiyatlarını da takip etmek gerek.



























