Piyasalarda haftanın ana gündemi tahvil faizleri oldu. Devlet tahvillerindeki satışların hızlanmasıyla ABD 30 yıllık tahvil faizi %5,19’un üzerine çıkarak 2007’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. 5 yıldan 20 yıla kadar uzanan vadelerde de getiriler 2026 zirvelerine çıktı.
Tahvil satışları hisse senetlerinden kripto paralara kadar tüm riskli varlıklar için önemli. Çünkü uzun vadeli faizlerin yükselmesi, piyasalara para daha pahalı, büyüme daha zor, risk almak daha maliyetli mesajı verir.

Bir diğer önemli nokta ise yükselişin sadece ABD tahvilleriyle sınırlı kalmaması.
Japonya ve İngiltere tahvil faizlerinde de benzer bir yükseliş görülüyor. Yani sorun yalnızca ABD’ye özgü değil, küresel çapta daha sıkı finansal koşullar fiyatlanıyor.
Tahvil faizleri neden yükseliyor?
Tahvil faizlerindeki yükselişin arkasında birkaç ana neden var. İlki, enflasyonun yeniden güçlenebileceğine yönelik endişeler. ABD’de nisan ayı enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelerek %3,8’e çıkması, piyasaların faizler daha uzun süre yüksek kalabilir beklentisini güçlendirdi.
Buna bir de İran savaşı ve Hürmüz Boğazı riskiyle birlikte petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş eklendi. Petrol fiyatları yükseldiğinde piyasa yeniden enflasyon korkusuna döner. Enflasyon korkusu arttıkça da merkez bankalarının faiz indirme alanı daralır; hatta faiz artırımı ihtimali yeniden gündeme gelir.
Piyasa artık faiz indirimi değil, faiz artırımı konuşuyor
Bir süre önce piyasalarda ana beklenti Fed’in ne zaman faiz indireceğiydi. Ancak son fiyatlamalar bu durumun değiştiğini gösteriyor.
Swap piyasaları, Fed’in 2026 sonuna kadar faiz artırma ihtimalini %80’in üzerinde fiyatlamaya başladı. Bu da piyasanın artık daha sıkı para politikasını göz önüne aldığını gösteriyor.
Yakında göreve başlaması beklenen Kevin Warsh etrafındaki belirsizlik de bu baskıyı artırdı. Piyasalar, yeni Fed döneminde para politikasının ne kadar şahin olabileceğini anlamaya çalışırken, uzun vadeli tahvillerdeki satış dalgası da hızlandı.
Tahvil piyasasında yükselen faizlerin arkasındaki bir diğer önemli unsur ise ABD’nin büyüyen bütçe açığı. Piyasa projeksiyonlarına göre federal bütçe açığının bu mali yıl sonunda yaklaşık 1,95 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Açığın 2027 itibarıyla 2 trilyon doların üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.
HSBC’ye göre ABD Hazine tahvilleri artık “tehlike bölgesine” girmiş durumda. Uzun vadeli tahvil faizlerindeki hızlı yükseliş, kalıcı enflasyon ve daha şahin faiz beklentilerinin borsa ve diğer riskli varlıklara da yayılabileceği endişesini büyütüyor.
Tahvil satılınca getiri neden yükseliyor?
Yatırımcılar uzun vadeli tahvilleri sattığında tahvil fiyatları düşer. Tahvil fiyatı düştükçe getirisi yükselir. Bu yüzden piyasalarda “tahvil satışı hızlandı” denildiğinde, bunun karşılığı genellikle tahvil faizlerinde yükseliştir.
Bugün görülen hareket de tam olarak bu aslında. Yatırımcılar enflasyon, bütçe açığı, petrol fiyatları ve daha şahin Fed ihtimali nedeniyle uzun vadeli tahvillerden çıkıyor, bu satışlar da getirileri yukarı taşıyor.
Kripto neden etkileniyor?
Tahvil faizlerindeki yükseliş, kripto piyasası için de etki edebilecek bir gelişme.
ABD devlet tahvili gibi güvenli kabul edilen bir varlık %5’in üzerinde getiri sunuyorsa, yatırımcıların riskli ve getirisi garanti olmayan varlıklarda pozisyon alma isteği azalır. Bu durum hisse senetleri, büyüme şirketleri ve kripto paralar üzerinde baskı yaratır.
Spot ETF’ler, kurumsal fonlar ve makro yatırımcıların piyasaya girmesiyle birlikte Bitcoin, küresel faiz döngüsüne çok daha duyarlı hale geldi.
Kripto piyasasında düşüşler çoğu zaman tek bir habere bağlanıyor: Trump açıklamaları, İran savaşı, ETF çıkışları veya Fed beklentileri. Ancak bu haftanın büyük resminde piyasalar yeniden yüksek faiz ve sıkı para politikası ihtimalini fiyatlıyor.
Tahvil faizleri yükseldikçe, yatırımcılar daha güvenli varlıklardan daha yüksek getiri elde edebiliyor. Bu da Bitcoin ve altcoinler gibi riskli varlıklar için rekabeti artırıyor.
Özellikle altcoin piyasası bu ortamda daha kırılgan kalabilir. Çünkü likiditenin daraldığı, faizlerin yükseldiği ve yatırımcıların daha seçici davrandığı dönemlerde piyasa genellikle önce en riskli varlıklardan çıkmaya başlar.











