ABD Merkez Bankası (Fed) başkan adayı Kevin Warsh, merkez bankasının yaklaşık 6,6 trilyon dolarlık bilançosunu yönetme ve küçültme sürecinde karşılaşabileceği zorluklarla gündemde.
Uzmanlar, bu sürecin hem para piyasaları hem de sabit getirili menkul kıymetler üzerinde önemli etkiler yaratabileceğine dikkat çekti.
Analistlere göre, Fed’in bilanço küçültme politikası (quantitative tightening) yeniden gündeme geldiğinde kısa vadeli likidite piyasalarında baskı oluşabilir.
Geçen yıl Aralık ayında, bilanço küçültme girişimi repo faizlerinde yükselişe ve piyasalarda istikrarsızlık sinyallerine yol açmıştı. Bu nedenle yeni başkanın süreci ölçülü ve aşamalı bir şekilde yönetmesi gerektiği belirtildi.
Bu Süreç Birçok Şeye Olumsuz Yansıyabilir
Bilanço küçültme sürecinde, kısa vadeli hazine bonolarının alımlarının azaltılması veya mortgage teminatlı menkul kıymetlerin vadesinde doğal olarak azalmasına izin verilmesi seçenekleri değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu önlemlerin bile süreci yavaşlatabileceğini ve rezerv seviyelerinin belirgin düşüşünü sınırlayabileceğini söylüyor.
Piyasalardaki belirsizlik, faiz beklentileri ile bilanço küçültme adımlarının etkileşimiyle arttı. Bu durum, Warsh’ın politika tercihlerinin uzun vadeli faizleri etkilemesine ve finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açmasına neden olabilir.
Kevin Warsh, Fed’in bilançosunun büyük olmasının piyasa sinyallerini bozduğunu ve ekonomik dengesizliklere yol açabileceğini zaten vurgulamıştı. Ancak hem faiz indirimleri hem de bilanço küçültme hedeflerinin uyumlu şekilde yürütülmesinin zorluğu, para politikası tutarlılığı açısından hâlâ tartışma yaratıyor.




























