Goldman Sachs Stratejisti Stuart Jenkins tarafından yayımlanan değerlendirmede, G10 ülkelerinin para birimleri arasında carry trade işlemlerine yönelik koşulların 2000 yılından bu yana görülen en güçlü seviyelere ulaştığı belirtildi.
Carry trade stratejisi, yatırımcıların düşük faizli bir para biriminden borçlanarak daha yüksek faiz sunan başka bir para birimine yatırım yapması esasına dayanıyor. Böylece yatırımcılar, iki ülke arasındaki faiz farkından gelir elde etmeyi hedefliyor.
Goldman Sachs, önümüzdeki aylarda bu işlemlerin finansmanı için özellikle Japon yeni, İsviçre frangı ve euro’nun tercih edilmesini bekliyor.
Yüksek Faiz Farkı ve Düşük Oynaklık Stratejiyi Güçlendiriyor
Bankaya göre carry trade işlemlerini cazip hale getiren en önemli unsur, gelişmiş ekonomiler arasındaki faiz farklarının son yılların en yüksek seviyelerinde bulunması.
ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede faiz oranları yüksek seviyelerini korurken, Japonya ve İsviçre gibi ülkelerde faizlerin oldukça düşük kalması yatırımcılar açısından geniş getiri fırsatları oluşturuyor.
Buna karşın döviz piyasalarında volatilitenin tarihsel olarak düşük seviyelerde seyretmesi, carry trade işlemlerinin riskini azaltarak yatırımcıların bu stratejiye daha fazla yönelmesini sağlıyor.
JPMorgan tarafından takip edilen döviz oynaklığı endeksi de volatilitenin 2020 yılından bu yana en düşük seviyelerine yakın seyrettiğini ortaya koydu.
Carry Trade Bu Yıl Birçok Varlığı Geride Bıraktı
Bloomberg verilerine göre G10 para birimleri arasında gerçekleştirilen carry trade işlemleri, 2026 yılı boyunca yatırımcısına yaklaşık yüzde 8 getiri sağladı.
Bu performans; küresel tahvil piyasaları, altın ve Bitcoin gibi önemli yatırım araçlarını geride bırakırken, hisse senedi piyasalarının elde ettiği getirilerin ise altında kaldı.
Analistler, mevcut faiz farklarının korunması halinde carry trade stratejisinin yılın geri kalanında da güçlü performans göstermeye devam edebileceğini değerlendiriyor.
Goldman’dan Yen Tahmini: Değer Kaybı Sürebilir
Goldman Sachs raporunda Japon yenine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelere de yer verdi.
Banka, Japon yeni’nin uzun vadede en güçlü fonlama para birimlerinden biri olmaya devam edeceğini belirtirken, makroekonomik görünümde önemli bir değişiklik yaşanmadığı sürece yenin dolar karşısında değer kaybetmeye devam edebileceğini öngördü.
Raporda, Japon yeni’nin halen son 40 yılın en düşük seviyelerine yakın işlem gördüğü hatırlatılırken, olası resmi müdahalelerin kısa vadeli etkiler yaratabileceği ancak genel eğilimi değiştirmesinin zor olduğu ifade edildi.
Faiz Farkları Tarihi Seviyelerde
Carry trade işlemlerini destekleyen en önemli unsur gelişmiş ekonomiler arasındaki faiz makası olmaya devam ediyor.
ABD’de iki yıllık tahvil faizleri yüzde 4’ün üzerinde seyrederken, Almanya’da bu oran yaklaşık yüzde 2,6 seviyesinde bulunuyor. Japonya’da iki yıllık tahvil faizleri yüzde 1,4, İsviçre’de ise yaklaşık yüzde 0,1 düzeyinde işlem görüyor.
Döviz Piyasalarının Odağında Merkez Bankaları Olacak
Uzmanlara göre carry trade stratejisinin geleceği büyük ölçüde merkez bankalarının faiz politikalarına bağlı olacak.
Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB), Japonya Merkez Bankası (BoJ) ve İsviçre Merkez Bankası’nın önümüzdeki aylarda atacağı adımlar, faiz farklarının korunup korunmayacağını belirleyecek.
Faiz makasının geniş kalması ve döviz piyasalarındaki düşük oynaklığın devam etmesi halinde carry trade işlemlerinin küresel yatırımcılar için en cazip stratejilerden biri olmayı sürdüreceği değerlendiriliyor.






























