Küresel enerji piyasası Orta Doğu’daki çatışmanın etkisiyle yeni bir arz şokuyla karşı karşıya kaldı. Hafta sonu boyunca Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin fiilen aksaması ve Körfez kaynaklı arz kaygılarının büyümesi petrol fiyatlarında sert bir sıçrama yarattı. Aynı dönemde Irak’ın güney sahalarında üretimin hızla düşmesi, piyasanın jeopolitik risk algısını doğrudan fiziksel arz sorununa dönüştürdü.
Piyasanın tüm dikkati tek bir noktada toplandı: Hürmüz Boğazı.

Küresel petrol ve LNG akışının yaklaşık beşte biri bu dar geçitten taşınıyor. Buradaki en küçük kesinti bile enerji fiyatlarından enflasyon beklentilerine kadar uzanan geniş bir etki yaratabiliyor.
Krizin ilk somut etkilerinden biri Irak’ta görüldü. Reuters’a göre ülkenin güney sahalarındaki üretim yaklaşık yüzde 70 düştü. Depolama alanlarının dolması ve ihracatın aksaması, piyasadaki “arz şoku” yaratırken petrol dengesi de bozuldu. Bir süre sonra petrol 120 dolara ulaşarak rekor kırdı.
Ancak 9 Mart Pazartesi açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Trump, savaşın bitme noktasına geldiğini söyledi. Kısa vadede savaş biter ve Hürmüz Boğazı açılırsa petrol tarafındaki riskin ortadan kalkabileceği düşünülüyor.
Petrol 120 doların ardından sert geriledi
Savaşın süreceği endişelerinin arttığı sırada petrol fiyatları sda ert yükseldi. Brent petrol Pazartesi vadeli işlemlerin açılmasıyla 120 dolara kadar çıktı. Ancak gün içindeki fiyat hareketleri yüzde 40’a kadar dalgalandı ve 80 dolar seviyelerine geriledi.
G7 ülkelerinin acil petrol rezervlerini devreye alma ihtimalinin gündeme gelmesi de fiyatlardaki geri çekilmeyi tetikledi. Ek olarak, ABD Başkanı Trump da devreye girmiş ve petrol fiyatlarına karşı harekete geçileceğini açıklamıştı.
ABD’de siyaset karışık
ABD’de siyasi tarafta da baskı artmış durumda. Trump yükselen petrol ve benzin fiyatlarını “güvenlik ve barış için küçük bir bedel” olarak tanımlasa da, tüketici cephesinde bunun karşılığı çok daha sert. Reuters’a göre ABD’de benzin fiyatları son bir haftada yaklaşık yüzde 11 yükseldi. Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer’ın Stratejik Petrol Rezervi’nden satış çağrısı yapması da bu baskının Washington’da siyasi bir meseleye dönüştüğünü gösteriyor.
Fed’in işi zorlaşıyor: Enflasyon riski masada
Asıl kritik başlık da burada başlıyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Fed için sadece enerji maliyeti anlamına gelmiyor ve doğrudan enflasyon görünümünü etkiliyor. Eğer bu hareket kısa süreli bir sıçrama olarak kalırsa, Fed bunu geçici bir şok olarak değerlendirebilir. Ancak fiyat baskısı manşet enflasyona yerleşir, benzin fiyatları üzerinden beklentileri bozar ve zamanla çekirdek kalemlere yayılırsa, o zaman mesele değişir.
Reuters’ın aktardığına göre Fed yetkilisi Christopher Waller, şokun birkaç hafta ya da birkaç ay içinde çözülmesi halinde kalıcı enflasyon etkisinin sınırlı kalabileceğini söyledi. Yani daha temkinli ve bekle-gör yaklaşımı öne çıkabilir, hatta bir süre sonra faiz artışları konuşulur hale gelebilir.
Fed içinde daha şahin sesler de var. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, yılın ilerleyen bölümünde enflasyonda beklenen düşüş görülmezse daha sıkı para politikasının gerekebileceğini söyledi.
Yani, faiz artışı ana senaryo olmasa da tamamen masadan kalkmış değil.
Özellikle enerji kaynaklı enflasyon baskısının kalıcılaşması halinde, Fed’in sadece indirimleri ötelemesi değil, daha sert bir duruş benimsemesi de gündeme gelebilir.
Petrol sadece benzini değil, daha geniş bir enflasyon dalgasını etkiliyor
Petrol yükseldiğinde ilk hissedilen yer pompa fiyatları oluyor. ABD’de tüketici için en görünür kanal benzin olduğu için, enerji fiyatlarındaki artış doğrudan hanehalkı enflasyon algısını bozuyor. İnsanlar çekirdek enflasyon verisini değil, depoyu kaça doldurduğunu görüyor. Bu da beklentiler açısından Fed’in işini daha da zorlaştırıyor.
Ancak etkinin kapsamı bununla sınırlı değil. Yüksek petrol fiyatı ayrıca; taşımacılık, lojistik, havacılık, navlun, üretim ve tarım maliyetleri üzerinde de baskı kuruyor. Petrol şokuyla birlikte palmiye yağı, soya yağı, buğday, mısır ve alüminyum gibi birçok kalemde de fiyat baskısı arttı.
Gübre cephesi neden ayrıca önemli?
Bu krizin daha az konuşulan ama çok kritik ayaklarından biri de gübre. İran gerilimi yalnızca petrol akışını değil, küresel gübre zincirini de tehdit ediyor. Körfez Savaşı gübre tedarikini ve nakliye rotalarını aksattı. Orta Doğu’daki savaşın tırmanmasıyla birlikte dünya genelindeki çiftçiler, yükselen gübre ve yakıt fiyatlarıyla karşı karşıya kalıyor.
Savaşın başlamasından bu yana üre fiyatları ton başına yaklaşık 80 dolar (%17 artış) yükseldi. Ayrıca Hürmüz Boğazı, küresel gübre ticaretinin yaklaşık üçte biri için kritik bir geçiş hattı. Yani burada yaşanan aksama, yalnızca enerji şirketlerini değil, doğrudan tarımsal üretimi de etkiliyor.
Bu başlık ABD açısından da önemli. Gıda enflasyonu genelde enerji kadar manşetlerde öne çıkmasa da, siyasi etkisi çok yüksek. Çünkü tüketici için market fişi, çoğu zaman resmi enflasyon verisinden daha güçlü bir psikolojik etki yaratır. Gübre maliyetindeki artış, zamanla tarımsal üretim maliyetine; oradan da gıda fiyatlarına yansıyabilir.
Eğer savaş uzar ve doğal gaz fiyatları da yüksek kalırsa, azotlu gübre üretimindeki maliyet baskısı daha kalıcı hale gelir. Bu da enflasyonu daha yapışkan bir yapıya sokabilir ve Fed’i daha temkinli bir çizgide tutabilir.
Ancak Trump’ın dünkü açıklamaları gerçekleşirse ve savaş yakın vadede sona ererse hem petrol hem gübre cephesinde risk azalabilir.
ABD için neden bu kadar kritik?
ABD geçmişe göre enerji şoklarına daha dayanıklı kabul ediliyor. Kaya petrolü üretimi ve daha yüksek yerli kapasite, ekonomiyi eskiye kıyasla daha korunaklı hale getiriyor. Ancak bu, ABD’nin tamamen izole olduğu anlamına gelmiyor.
Orta Doğu kaynaklı büyük bir arz şoku, ABD’de benzin fiyatlarından tahvil faizlerine, enflasyon beklentilerinden hisse senetlerine kadar çok geniş bir alana yayılıyor. Reuters’ın aktardığı gibi, yatırımcılar şimdiden daha az faiz indirimi ve daha geç bir başlangıç fiyatlamaya başladı. Yani savaşın etkisi yalnızca enerji piyasasında değil, para politikası beklentilerinde de hissediliyor.
Bugün gelinen noktada; Hürmüz’deki aksama, İran’daki liderlik değişimi ve Körfez’deki arz kayıpları; enerji fiyatlarından gübreye, enflasyondan Fed’e kadar çok katmanlı bir baskı yaratıyor. Eğer bu şok kısa sürerse piyasalar zamanla sakinleşebilir. Ancak kriz uzarsa, bu sadece petrolün 100 doların üzerinde kalması anlamına gelmeyecek; aynı zamanda ABD’de enflasyon korkularının yeniden güçlenmesi, faiz indirimlerinin ötelenmesi ve daha sert bir para politikası tartışmasının gündeme gelmesi anlamına da gelecek.










