2026 yılına güçlü bir başlangıç yapan küresel piyasalar, jeopolitik gerginliklerin gölgesinde çalkantılı bir dönem geçirdi. Yılın başında S&P 500 endeksi 6.850 seviyelerine yakın seyrederken piyasalarda genel hava iyimserdi, ancak mart sonuna gelindiğinde tablo belirgin şekilde değişti.
Hisse senetleri 2022’den bu yana en zayıf çeyrek performanslarından birini sergilerken, jeopolitik riskler ve yükselen petrol fiyatları piyasalardaki baskıyı daha da artırdı. Geçen yıl yatırımcılar sert geri çekilmeleri hızlı alım fırsatı olarak görürken, bu yıl Ortadoğu’daki gelişmeler karşısında daha temkinli bir duruş öne çıktı.
Savaş ve petrol baskısı hisse senetlerini aşağı çekti
İlk çeyrekte piyasalardaki en önemli kırılma başlıklarından biri, İran merkezli savaş riskinin enerji fiyatlarını yukarı çekmesi oldu. Zaten büyüme ve enflasyon görünümüne ilişkin soru işaretleriyle karşı karşıya olan yatırımcılar, bir de petrol tarafında yeni bir şok ihtimaliyle fiyatlama yapmak zorunda kaldı.
Piyasanın temel kaygısı yalnızca çatışmanın kendisi değil, bunun enerji akışını ne ölçüde bozabileceği oldu. Çünkü savaşın uzaması ve petrol arzına yönelik risklerin artması, küresel enflasyon baskısını yeniden güçlendirebilecek bir gelişme olarak görülüyor.
Salı günü piyasalarda kısa süreli bir toparlanma ve umut havası görülse de, genel tablo belirsizliğini koruyor. ABD hisseleri hâlâ düzeltme bölgesinde ya da bu seviyelere yakın işlem görüyor.
Bitcoin, 6 aylık kırmızı seriden son anda çıktı
İlk çeyrek Bitcoin için de zorlu geçti. En büyük kripto para birimi, 2026’nın ilk çeyreğini yüzde 23,8 düşüşle tamamlayarak 2018’den bu yana en kötü ilk çeyrek performansını kaydetti. Yılın başında 87 bin dolar seviyesinde bulunan fiyat, çeyrek sonunda 66.619 dolara kadar geriledi.
Buna rağmen Bitcoin, altı ay üst üste kırmızı aylık kapanış yapma riskinden son anda kurtuldu.
İlk çeyrekte Bitcoin üzerindeki baskının ana nedenlerinden biri de ABD’deki spot Bitcoin ETF’lerinde görülen zayıf akışlar oldu. Çeyrek genelinde spot Bitcoin ETF’lerinde 496,5 milyon dolarlık net çıkış yaşanması, kurumsal tarafta iştahın önceki döneme göre zayıfladığını gösterdi. Yine de Mart ayında genel tablo pozitife döndü.
Fed görünümü bozuldu, stagflasyon korkusu yeniden masada
Yılın başında piyasa daha çok Fed’in ne zaman yeniden faiz indirimine başlayacağını tartışıyordu. Ocak ayında tüketici harcamalarının dirençli kalması ve iş gücü piyasasının görece sağlıklı görünmesi nedeniyle Fed’in temkinli duruşunu sürdürmesi bekleniyordu. Ancak sonraki süreçte enflasyonun istenen hızda geri çekilmemesi, bu tabloyu daha sorunlu hale getirdi.
Ortadoğu’daki savaşın petrol fiyatları üzerinden yeni bir enflasyon riski yaratması ise bu baskıyı daha da artırdı. Çünkü enerji fiyatlarındaki yükseliş, hem manşet enflasyonu yukarı çekebiliyor hem de Fed’in faiz indirimi için elini zayıflatıyor. Bu yüzden piyasada artık yalnızca “ilk indirim ne zaman gelir?” sorusu değil, “Fed daha uzun süre bekler mi, hatta yeniden sıkılaşma gündeme gelir mi?” sorusu da konuşuluyor.
Bu değişim, stagflasyon korkularını da yeniden öne çıkardı. Yani bir yanda zayıflayan büyüme görünümü, diğer yanda yüksek kalan enflasyon baskısı, piyasanın en çok çekindiği senaryolardan birini yeniden masaya getirmiş oldu.
Yapay zeka hisselerinde ivme kaybı belirginleşti
İlk çeyreğin bir diğer önemli başlığı da yapay zeka hisselerindeki zayıflama oldu. Son iki yılda piyasanın en güçlü temalarından biri olan yapay zeka ticareti, bu çeyrekte belirgin şekilde ivme kaybetti.
Burada birkaç etken aynı anda devreye girdi. Yükselen tahvil getirileri, zaten pahalı bulunan teknoloji hisseleri üzerindeki baskıyı artırdı. Buna ek olarak yatırımcıların bir kısmı güçlü yükselişlerin ardından kâr realizasyonuna yöneldi. Teknoloji hisselerinin artık otomatik olarak güvenli liman gibi görülmemesi de satış baskısını artıran bir başka unsur oldu.
Şirketlerin dev yapay zeka harcamalarının gelir tarafında ne kadar hızlı karşılık bulacağına dair soru işaretleri de büyüdü. Körfez ülkelerinin ve büyük yatırımcıların harcama planlarını yeniden değerlendirmesi, bu temadaki coşkuyu zayıflattı. Sonuç olarak “Muhteşem Yedi” hisselerinde yılın ilk çeyreğinde dikkat çekici kayıplar görüldü. Alphabet yüzde 9, Amazon yüzde 8, Meta yüzde 12, Microsoft yüzde 22, Tesla yüzde 15, Apple yüzde 6 ve Nvidia yüzde 8 değer kaybetti.
İkinci çeyreğe girerken gözler hangi başlıklarda olacak?
İlk çeyrek sona ererken piyasalarda ana soru belirsizliğin ne kadar süreceği. İkinci çeyrekte yatırımcılar üç ana başlığa odaklanacak. İlki, İran merkezli gerilimin gerçekten yatışıp yatışmayacağı. İkincisi, petrol fiyatlarının enflasyon üzerinde kalıcı bir baskı yaratıp yaratmayacağı. Üçüncüsü ise Fed’in bu tablo karşısında ne kadar daha bekleyeceği.
Kısacası yıl iyimserlikle başlamış olsa da, ilk çeyrek piyasaya daha sert bir gerçekle hatırlattı: Jeopolitik risk, enflasyon baskısı ve yüksek değerlemeler aynı anda devreye girdiğinde, riskli varlıklar için zemin hızla bozulabiliyor.

































