10/11 Ekim 2025, kriptoda kolay kolay unutulamayacak tarihlerden biri oldu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e ek %100 gümrük vergisi getireceğini açıklamasıyla birlikte başlayan satışlar kısa süre içinde toplu tasfiyelere döndü. 11 Ekim’de 24 saat içinde resmi rakamlarla 19 milyar doları aşan kaldıraçlı pozisyon kapanırken; Bitcoin yaklaşık 105 bin dolara geriledi, altcoinlerdeki kayıplar ise çok daha ağır oldu.
Bir yıl sonra geriye baktığımızda, piyasanın sorunu yalnızca o gece kaybedilen para değildi. Sonraki aylarda Bitcoin alan şirketlerin finansman modelleri sorgulandı, Strategy’de büyük baskı yaşandı, ETF talebi zayıfladı ve faiz indirimi beklentilerinin yerini yeniden faiz artışları aldı. Savaş, petrol ve tahvil getirileri de toparlanmanın önüne yeni engeller çıkardı.
Bu nedenle son bir yılı, tek bir çöküşün uzayan etkisi olarak görmek eksik kalır. Piyasa toparlanmaya çalışırken art arda farklı sınavlardan geçti.
Yine de yazıya başlamadan önce belirtmek gerek.
Çoğu negatif olan tüm bu gelişmelere rağmen BTC, yaz aylarında 60 bin doların altına geriledikten sonra üçüncü çeyrekte %40’ı aşan yükseliş kaydetti. Ekim başında 87 bin doların üzerine çıktı.
Bitcoin hazine şirketlerinin büyüme modeli zorlandı
Yükseliş döneminin en güçlü anlatılarından biri, şirketlerin bilançolarına Bitcoin eklemesiydi. Strategy’nin öncülük ettiği model yayıldı. Hisse veya borç ihraç ederek Bitcoin almak, giderek daha fazla şirketin büyüme stratejisine dönüştü.
Ancak bu model bazı gereklilikleri de beraberinde getirmişti. Şirket hisselerinin, elde tutulan varlıkların net değerine göre primli işlem görmesi de gerekiyordu. Piyasa değerinin net varlık değerine oranını gösteren mNAV geriledikçe, yeni hisse satarak Bitcoin biriktirmenin avantajı da azaldı. Yatırımcılar şirketlerin elindeki Bitcoin kadar borçlarını, nakit ihtiyaçlarını ve hisse sulanmasını sorgulamaya başladı.
Strategy’nin Bitcoin satışı yapması ise bu dönemin en güçlü sembollerinden biri oldu.
Şirketin nakit rezervini desteklemek için satışa izin veren bir sermaye planı benimsemesi, piyasada “kurumsal alıcılar her koşulda alıma devam eder” düşüncesini zayıflattı. Ve Haziran’ın ilk haftası Strategy’nin göstermelik 32 BTC satışının da etkisiyle Bitcoin, 57 bin dolar seviyelerine geriledi.
*Bu, Strategy’nin Bitcoin biriktirmeyi tamamen bıraktığı anlamına gelmiyor. Şirket ekim başında da alım açıkladı. Ancak artık yatırımcılar yalnızca kaç Bitcoin alındığına bakmıyor; bu alımların hangi finansmanla yapıldığını ve şirketin yükümlülüklerini de izliyor.
MSCI tartışması da belirsizliği artırdı.
MSCI’nin kripto hazine şirketlerini hisse endekslerinden çıkarma önerisi de piyasada endişe yarattı.
Öneri, toplam varlıklarının en az yarısını Bitcoin ve diğer dijital varlıklarda tutan şirketleri kapsıyordu. Gerekçe, bu şirketlerin normal bir işletmeden çok yatırım fonuna benzemesiydi. Bundan en çok etkilenecek olan da Strategy olacaktı…
Endekslerden çıkarılmaları halinde, bu endeksleri takip eden fonların ellerindeki şirket hisselerini de satması gerekecekti. JPMorgan, Kasım 2025’te yayımladığı raporda, yalnızca MSCI’nin Strategy’yi çıkarmasının yaklaşık 2,8 milyar dolarlık hisse satışına yol açabileceğini hesapladı. Diğer endeks sağlayıcılarının da aynı adımı atması halinde rakamın 8,8 milyar dolara ulaşabileceği belirtildi. Bu da satışları hızlandırdı. Bitcoin gerilemeye devam etti.
MSCI, Ocak 2026’da bu öneriyi uygulamama kararı alsa da şirketlerin endekslere uygunluğuna ilişkin daha geniş bir inceleme başlatıldı.
Şimdi, 2026’nın sonuna yaklaşırken MSCI’ın yeni kararı bekleniyor.
ETF’ler de kesintisiz talep garantisi vermedi
Kurumsal talebin diğer ayağı olan spot ETF’ler, yıl boyunca aynı güçte alım yapmadı. Haziran sonuna yaklaşılırken ABD spot Bitcoin ETF’lerindeki aylık net çıkış 4,06 milyar dolara ulaşmıştı. Ay tamamlandığında açıklanan rakam yaklaşık 4,5 milyar dolardı.
Bitcoin’in aynı dönemde 60 bin doların altına gerilemesi, ETF’lerin piyasayı her koşulda destekleyeceği beklentisini de sarstı. Strategy’nin satış planları bu baskıya eşlik etmişti.
Sonbaharda talep yeniden canlansa da toparlanma kesintisiz ilerlemedi. Örneğin 5–9 Ekim haftasında Bitcoin ETF’lerinden 678,9 milyon dolar net çıkış yaşandı.
Likidite açısından da mesele burada düğümleniyor. Piyasada büyük yatırımcıların bulunması, her fiyat seviyesinde güçlü alıcıların beklediği anlamına gelmiyor. Alımlar yavaşladığında ve kaldıraçlı pozisyonlar aynı yönde biriktiğinde, satışların etkisi büyüyebiliyor. 10 Ekim’in hatırlattığı en önemli sorunlardan biri buydu.
Faiz indirimi beklenirken faiz artışı geldi
Kripto piyasası için yılın en zor değişimlerinden biri de para politikasında yaşandı. Fed’in faiz indirmesini bekleyen yatırımcılar, yeniden sıkılaşma ihtimaliyle karşılaştı.
Bu ihtimal eylülde gerçekleşti. Ancak geçtiğimiz kış boyu Fed’in açıklamaları ve projeksiyonlar Fed’in yakın zamanda faiz artışına gideceğinin sinyalini vermeye başlamıştı.
Ve sonunda beklenen oldu. Fed, 16 Eylül’de politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75–4 aralığına çıkardı.
Tahvil piyasası da baskıyı artırdı. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi ekim başında %5,36 seviyesine ulaşarak 2002’den bu yana en yüksek düzeyini gördü. Yüksek getirili tahviller, yatırımcıların riskli varlıklardan beklediği kazanç çıtasını da yükseltiyor.
Fed tutanaklarında bazı yetkililerin tahvil piyasasında oluşabilecek strese hazırlık yapılmasını istemesi, tartışmayı daha da genişletti. Artık yalnızca Bitcoin’in yönü değil, küresel finansmanın temelindeki tahvil piyasasının işleyişi de izleniyordu.
Savaş ve petrol, kriptonun ana gündemlerinden biri halini aldı
İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışmalar, kripto piyasasına hem risk iştahı hem de enerji fiyatları üzerinden yansıdı. Petrolün yükselmesi enflasyon endişelerini beslerken, faizlerin yüksek kalabileceği beklentisini güçlendirdi.
Ekim başında yükselen petrol fiyatlarına tahvil getirileri ve doların güçlenmesi de eklendi. Bu tablo, Bitcoin’in toparlanmasını zorlaştırdı.
Bitcoin’in uzun vadeli yatırım gerekçeleriyle kısa vadeli fiyat davranışı arasındaki fark burada yeniden görüldü. Arzı sınırlı bir varlık olması, savaş haberleri geldiğinde yatırımcıların nakde yönelmesini engellemiyor.
CLARITY beklentisi Senato’da tıkandı
Düzenleme tarafında da beklenen sonuç alınamadı. Aylar süren görüşmelere rağmen CLARITY Act, 15 Eylül’de Senato’da ilerlemek için gereken desteğe ulaşamadı. Tasarının görüşülmesine geçişi sağlayacak usul oylaması 49 kabul ve 50 ret oyuyla sonuçlandı; gerekli eşik 60’tı.
Tasarı tamamen rafa kalmadı ancak sektörün beklediği kapsamlı yasal çerçeve yine ertelenmiş oldu. Şimdi SEC ve CFTC, ABD’nin iki önemli düzenleyici kurumu kendileri aldıkları kararlar ile kripto piyasasını düzenlemeye çalışıyor.
Manipülasyon iddialarına güvenlik endişeleri eklendi
Toparlanmanın zayıf kaldığı dönemlerde piyasa yapısına ilişkin tartışmalardan biri de Jane Street olmuştu.
Jane Street’e yöneltilen ve ABD seansındaki belirli saatlerde görülen satışları konu alan “10 am slam” iddiaları bunlardan biriydi. Terraform yöneticisi Todd Snyder, Jane Street ve bazı çalışanlarına fiyat manipülasyonu iddiasıyla dava açtı.
Gerekçe, Jane Street’in kamuya açıklanmamış bilgileri kullanarak işlemler yaptığı ve Mayıs 2022’de Terra ekosisteminin çöküşünü hızlandırdığı iddiasıydı.
Güvenlik gündemi kuantum tehdidiyle sürdü. Kuantum bilgisayarların ve yapay zeka destekli matematiksel ilerlemelerin cüzdan güvenliğini gelecekte nasıl etkileyebileceği daha fazla konuşulmaya başladı.
Üstelik kripto çöküşünün bir yılını geride bırakırken, şimdi kuantum tehdidi yeniden konuşulan ana konulardan biri haline geliyor.
Geçtiğimiz yıl zaman zaman kripto piyasasında da satışlara neden olan kuantum bilgisayarların güvenlik riski yeniden gündemde. Bu kez Europol, yayımladığı raporda gelecekteki güçlü kuantum bilgisayarların özellikle kripto cüzdanlarını tehdit edebileceği uyarısında bulundu.
Fiyatlar zorlanırken tokenizasyon hızlandı
Bütün bu baskılara rağmen, blok zincirinin finans piyasalarında kullanımına yönelik çalışmalar devam ediyor. Tokenizasyon, son bir yılda sektörün en canlı alanlarından biri haline geldi.
Robinhood’un T. Rowe Price ile aktif yönetilen bir ETF’ye bağlı token geliştirmeyi değerlendirmesi, bu yönelimin son örneklerinden biri. Görüşmeler henüz kesin bir ürün lansmanına dönüşmüş değil, ancak geleneksel yatırım ürünlerinin zincir üzerine taşınmasına yönelik ilginin sürdüğünü gösteriyor.
10 Ekim’in üzerinden geçen yıl, kriptonun büyüdükçe daha fazla finansal koşula bağlı hale geldiğini gösterdi.
ETF’ler, şirket bilançoları ve yeni yatırım ürünleri piyasaya erişimi genişletti. Aynı süreç, borçlanma maliyetlerini, endeks kararlarını ve küresel sermaye hareketlerini de Bitcoin’in gündemine daha güçlü biçimde taşıdı.
Bir sonraki kalıcı yükseliş için yeni bir anlatı yetmeyebilir. O anlatıyı destekleyen düzenli alım, kullanılabilir likidite ve sürdürülebilir finansman da gerekecek.





