TCMB verileri üzerinden Bloomberg HT tarafından yapılan hesaplamalara göre, Ocak 2026 itibarıyla yıllıklandırılmış net doğrudan yatırım girişi yalnızca 2,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece Türkiye’ye gelen yabancı sermaye akışı son yirmi yılın en düşük seviyesine gerilemiş oldu.
Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırımlar geçmiş yıllarda çok daha yüksek seviyelerde seyretmişti. Özellikle 2007 yılında 12 aylık net doğrudan yatırım girişi 26,3 milyar dolarla tarihi zirvesine ulaşmıştı. Küresel kriz sonrası toparlanma döneminde ise 2012 yılında doğrudan yatırımlar 14,7 milyar dolar seviyesine kadar yükselmişti.
Ancak son yıllarda bu alanda belirgin bir düşüş trendi dikkat çekiyor. 2024 yılında yıllıklandırılmış doğrudan yatırım girişleri 10,3 milyar dolar seviyesinde bulunurken, sonraki iki yılda yaşanan sert gerilemeyle birlikte yatırım girişleri 2,7 milyar dolara kadar düştü.
Ocak Ayında Sadece 22 Milyon Dolarlık Giriş
TCMB tarafından yayımlanan Ocak 2026 ödemeler dengesi verileri de yabancı yatırım girişlerindeki zayıf görünümü teyit etti. Buna göre Ocak ayında net doğrudan yatırımlar kaynaklı girişler yalnızca 22 milyon dolar olarak kaydedildi.
Bu rakam, Türkiye’ye yönelik doğrudan sermaye akışının oldukça sınırlı bir seviyede kaldığını ortaya koyarken, yatırımcıların Türkiye’ye yönelik iştahındaki zayıflığın sürdüğüne işaret ediyor.
Yatırımların Büyük Bölümü Gayrimenkule Yöneliyor
Veriler, Türkiye’ye gelen sınırlı doğrudan yatırımların önemli bir bölümünün üretim ve katma değer yaratan sektörler yerine gayrimenkul alanına yöneldiğini gösteriyor. Ocak ayında yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’de gerçekleştirdiği net gayrimenkul alımı 163 milyon dolar olarak kaydedildi.
Bu durum, sanayi ve hizmetler gibi yüksek katma değerli sektörlere yönelik yabancı sermaye girişlerinin zayıf kaldığını ortaya koyuyor. Ekonomistler, üretim ve teknoloji odaklı yatırımların artmamasının uzun vadede büyüme ve istihdam açısından önemli riskler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Yabancı Sermaye Akışında Yeni Dönem Tartışılıyor
Uzmanlar, Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırım akışındaki gerilemenin küresel ekonomik koşullar, jeopolitik riskler ve yatırımcıların risk algısındaki değişimlerle bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor.
Özellikle küresel sermaye hareketlerinin daha seçici hale gelmesi ve yatırımcıların yüksek katma değerli üretim ekosistemlerine yönelmesi, gelişmekte olan ülkeler arasındaki yatırım rekabetini daha da artırmış durumda.




















