ABD hisseleri 1995’ten bu yana küresel piyasaya kıyasla en zayıf başlangıcını yaptı

ABD hisse senetleri 2026’ya dünya borsalarına göre zayıf başladı. Goldman Sachs verileri, S&P 500’ün 1995’ten bu yana ABD dışı küresel piyasaya karşı en kötü relatif başlangıcına işaret ediyor. Barron’s’un değerlendirmesine göre ise yatırımcılar, yapay zekâ harcamalarının getiriye dönüşüp dönüşmeyeceğini sorguladıkça teknoloji ağırlığından çıkıp farklı sektörlere yöneliyor. Bu sebeple endeks, 7.000 eşiğini aşmakta zorlanıyor.
ABD hisseleri 1995’ten bu yana küresel piyasaya kıyasla en zayıf başlangıcını yaptı

Küresel piyasalar 2026’ya güçlü bir giriş yaparken, ABD hisse senetleri yılın ilk haftalarında aynı ivmeyi yakalayamadı. Goldman Sachs’ın derlediği verilere göre, ABD borsası küresel piyasaya kıyasla 1995’ten bu yana yeni yıla en kötü başlangıcını yaptı.

Ancak burada ABD düşüşe geçmiş çıkarımı doğru değil, ABD dışı piyasada yükseliş görülüyor. Verilere göre, farkın temelinde ABD’nin düşüşe geçmesi gibi bir ihtimalden çok ABD dışının belirgin şekilde daha iyi performans göstermesi etkili oluyor. Örneğin ABD dışı hisseleri takip eden iShares MSCI ACWI ex-U.S. ETF (ACWX) yılbaşından bu yana yaklaşık %9 civarında artıda görünürken, S&P 500 aynı dönemde yatay/çok sınırlı ekside kaldı.

“S&P 500, 1995’ten bu yana ABD dışı küresel hisse endeksi (ACWI ex-US) karşısında göreli performans açısından yıla en kötü başlangıcını yaptı.”

Para neden ABD dışına kayıyor?

Goldman Sachs’a göre, son dönemde ABD kaynaklı politika belirsizliği (özellikle gümrük vergileri gündemi gibi başlıklar) küresel yatırımcıların risk algısını değiştirdi. Bu ortamda yatırımcıların bir bölümü “ABD her koşulda lider” varsayımını bırakarak portföylerini daha dengeli bir küresel dağılıma çekmeye başladı.

Ancak bu başlı başına bir neden değil. Bir başka destekleyici unsur ise; bankaya göre, ABD borsası yıllardır daha yüksek çarpanlarla fiyatlanırken, Avrupa ve bazı Asya piyasaları daha düşük değerlemelerle ve farklı sektör bileşimleriyle (savunma/sanayi/finans gibi) dönem dönem daha iyi bir denge sunabiliyor. Bu da ABD hisseleri yavaşladığında küresel endekslerin daha rahat nefes almasına yol açabiliyor.

Endekste teknoloji ağırlığı arttı: Küçük sarsıntı büyük bir etkiye yol açabiliyor

ABD borsasında son dönemde endeksi ileri taşıyan hareket, tüm hisselere yayılmak yerine az sayıda büyük şirkette yoğunlaşıyor. Yani S&P 500’ün genel performansını piyasanın tamamı değil; birkaç dev hisse belirliyor.

Lord Abbett’in analizine göre 31 Aralık 2025 itibarıyla S&P 500’ün en büyük 10 hissesi endeksin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Bu yoğunlaşma, piyasayı iki açıdan daha kırılgan hale getiriyor:

  • Birincisi, getirinin önemli kısmı az sayıda dev şirketten geliyorsa, o hisselerdeki küçük bir dalgalanma bile endeksin genelini etkileyebiliyor.
  • İkincisi, yapay zeka teması gibi büyük beklenti taşıyan hikayelerde algı değişirse, “lider” hisseler üzerinden tüm piyasanın iştahı daha hızlı düşebiliyor. Nitekim 2026’nın başında teknoloji tarafındaki dalgalanmalar ve AI harcamalarına dair tartışmalar bu hassasiyeti tekrar gündeme taşıdı.

Değerleme tarafında da benzer bir uyarı var. Goldman’a göre ABD piyasasında “Muhteşem 7” dışarıda bırakılsa bile çarpanların hala yüksek kaldığına işaret ediyor; bu da ABD’nin göreli olarak pahalı kalmaya devam ettiğini gösteriyor.

S&P 500 Endeksi 7.000’de takıldı

Barrons’a göre de piyasadaki bu rotasyonun sebebi yapay zekaya ilişkin endişeler. S&P 500, endeksin Ekim sonlarında 7.000 seviyesini ilk kez yoklamasından bu yana 7.000 puanın üzerinde kalıcı bir kapanış yakalayamadı.

Barron’s, yaklaşık 62 trilyon dolarlık ABD hisse piyasasının aylar boyunca neredeyse yatay seyrederken, Avrupa, İngiltere ve Japonya gibi rakip endekslerin yeni zirveleri test etmeyi sürdürmesini “alışılmadık ama şaşırtıcı değil” diye yorumluyor. Çünkü S&P 500’ün son dönemdeki yükselişinin önemli bir kısmı, yapay zekâ yatırım dalgasıyla daha da öne çıkan az sayıda teknoloji devinin performansına bağlıydı.

Ne var ki son haftalarda tartışmanın seyri değişti. Bu kez piyasalar, yapay zekaya ne kadar para harcanacağından çok, bu harcamaların ne kadar verime/gelire dönüşeceği sorusuna takılmış durumda.

Barron’s bu nedenle yatırımcıların bir yandan hiper ölçekli bulut oyuncuları ve AI temalı hisselerde kâr realizasyonuna yönelirken, diğer yandan “reel ekonomi” hisseleri ile AI dalgasından daha az etkilenebileceği düşünülen sektörlere kaydığını yazıyor. Bu kayma, endeksin genelini yukarı taşıyacak tek bir güçlü katalizör ortaya çıkmadığı sürece 7.000 eşiğinin aşılmasını da zorlaştırıyor.

ABD’den kaçış mı, yoksa ilk ciddi duraklama mı?

Tüm bu duraksamaya rağmen bu tabloyu hemen ABD varlıklarından kitlesel kaçış diye okumak doğru olmayabilir. Nitekim ABD Hazine Bakanlığı’nın (TIC sistemi) yayımladığı veriler, yabancıların ABD menkul kıymetlerindeki pozisyonlarını izlemek için kullanılan temel kaynaklardan biri ve bu tarafta dönemsel dalgalanmalar olsa da ABD piyasalarından keskin bir çıkış anlatısı henüz netleşmiş değil.

Yine de stratejistlerin dikkat çektiği nokta: ABD’nin uzun yıllardır süren “küresel sermayeyi otomatik çeken merkez” rolünde ilk kez daha görünür bir duraklama/yeniden değerlendirme yaşanıyor olabilir.

Ninja News’te sunulan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir. Ninja News’te paylaşılan bilgiler hiçbir şekilde bireysel yatırım kararlarınızı yönlendirmek için kullanılmamalıdır. Ninja News içeriklerine göre yatırım kararı kalan kullanıcıların yatırımlarından doğan tüm sorumluluk kullanıcılara aittir, hiçbir şekilde Ninja News, ortakları, iştirakleri veya çalışanları sorumlu tutulamaz. Sorumluluk Reddi Beyanı’nın tamamını okumak için tıklayınız.
Önceki haber
Bitcoin’in Nasdaq’tan Ayrışması Likidite Uyarısı mı? Arthur Hayes’ten Dikkat Çeken Analiz

Bitcoin’in Nasdaq’tan Ayrışması Likidite Uyarısı mı? Arthur Hayes’ten Dikkat Çeken Analiz