JPMorgan’da Jay Barry liderliğindeki stratejistler, 30 yıllık ABD tahvil getirisinin 10 yıllık tahvil getirisine kıyasla daha fazla yükselmesine yönelik bir pozisyon tavsiye etti. Bu strateji, 10 ve 30 yıllık tahvil getirileri arasındaki farkın açılmasını, yani getiri eğrisinin dikleşmesini hedefliyor.
Söz konusu yaklaşım, yatırımcıların tahvil piyasasındaki faiz hareketlerinden yararlanmasını amaçladı. JPMorgan’a göre, Fed’in aralık ayından önce faiz artırmayacağı varsayımı altında, görece ucuz kalan daha kısa vadeli tahvillere yönelik pozisyon almak, piyasadaki olası değişimlere karşı daha düşük riskli bir alternatif sunmakta.
Stratejistler, ABD Hazinesi’nin 4 Kasım’da açıklayacağı borçlanma planında uzun vadeli tahvil arzının yakın zamanda azaltılacağına dair bir sinyal vermemesi durumunda da bu işlemin kazanç sağlayabileceğini belirtti.
ABD Hazinesi’nin borçlanma planı neden önemli?
ABD Hazinesi’nin borçlanma planı, tahvil piyasasındaki arz ve getiri beklentileri açısından yakından takip ediliyor. Özellikle 20 ve 30 yıllık tahvil ihraçlarının azaltılması veya mevcut seviyelerde tutulması, uzun vadeli tahvil fiyatlarını ve getirilerini etkileyebilecek önemli faktörler arasında yer alıyor.
Bankalar arasında uzun vadeli tahvil arzının geleceğine ilişkin farklı beklentiler bulunuyor. Barclays ve UBS, kasım ayındaki açıklamada ihale miktarlarının azaltılması için eşiğin yüksek olduğunu belirterek önemli bir değişiklik beklemediklerini ifade etti.
Citi ise daha farklı bir tahminde bulunarak 20 ve 30 yıllık tahvil ihalelerinin her birinde 3 milyar dolarlık azaltım yapılmasını bekliyor. Bu ayrışma, ABD Hazinesi’nin borçlanma stratejisinin önümüzdeki dönemde tahvil piyasasının yönü açısından önemini koruyacağına işaret ediyor.
Fed’in faiz politikası tahvil piyasasının odağında
JPMorgan, Fed’in ekim ayında faiz artırımı yapmasını beklemezken bir sonraki faiz artışının aralık ayında gerçekleşeceğini öngörüyor. Citi de bu ay faizlerin sabit tutulmasını, aralık ayında ise yeniden artırım ihtimalinin gündeme gelmesini bekliyor.
UBS’nin faiz görünümü de benzer bir doğrultuda şekilleniyor. Banka, ekim ayında faizlerin değişmemesini, aralık ve ocak aylarında artış yapılmasını ve ardından faizlerin uzun süre sabit tutulmasını öngörüyor.
Fed’in faiz kararları, ABD tahvillerinin getirileri üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Faiz beklentilerindeki değişimler tahvil fiyatlarını etkilerken, yatırımcıların kısa ve uzun vadeli tahviller arasındaki tercihlerini de şekillendiriyor.
UBS’den ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi için yüzde 5,2 tahmini
UBS, daha şahin bir Fed politikası beklentisi, enflasyonda kısa vadede sınırlı ilerleme öngörüsü ve yükselen petrol fiyatları nedeniyle ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisine ilişkin yıl sonu hedefini yüzde 5,2’ye yükseltti.
Bu tahmin, enflasyon baskılarının devam etmesi ve para politikasının beklenenden daha sıkı kalması durumunda tahvil getirilerinin yüksek seviyelerde kalabileceğine işaret ediyor.
ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi, küresel finans piyasaları açısından önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Getirilerdeki yükseliş, borçlanma maliyetlerinden hisse senedi değerlemelerine ve doların seyrine kadar birçok alanda etkili olabiliyor.
JPMorgan’ın 10 yıllık tahvillere yönelik stratejisi ile UBS’nin yükselttiği getiri tahmini birlikte değerlendirildiğinde, ABD tahvil piyasasında vadelere göre farklılaşan fırsatların ve Fed beklentilerinin önümüzdeki dönemde yatırımcıların gündeminde kalması bekleniyor.



















