Wall Street’te dijital varlıklara yönelik ilgi, özellikle yeni ABD Başkanı Donald Trump ve ekibinin kripto piyasalarına ilgi göstermeye başlamasıyla önemli miktarda arttı.
Son olarak Charles Schwab’ın müşterilerine doğrudan Bitcoin ve Ethereum spot işlemleri sunmaya hazırlanması ve Morgan Stanley’in Bitcoin ETF’inin piyasaya sürülmesi kripto varlıkların Wall Street tarafından artık görmezden gelinemeyecek bir yatırım alanı olarak kabul edildiğine işaret ediyor.
Finans şirketleri kripto piyasasında: Schwab son örnek oldu
Yaklaşık 12 trilyon dolar tutarında müşteri varlığı yöneten ve ABD’nin önde gelen finansal hizmetler şirketlerinden Charles Schwab, müşterilerinin Bitcoin ve Ethereum’u doğrudan alıp satabileceği bir platformu duyurdu.
Kripto piyasası uzun süredir büyük borsalar, teknoloji odaklı şirketler ve daha risk iştahı yüksek yatırımcılar üzerinden büyüdü. Schwab gibi köklü bir oyuncunun doğrudan spot işlem özelliği sunması ise dijital varlıkların geleneksel finans piyasasında daha fazla alan bulduğunu gösteriyor.

Bitcoin için anlamı da oldukça büyük. Özellikle ABD’li bireysel yatırımcıların dijital varlıklara erişimi artık çok daha kolay. Kripto borsası kullanmak istemeyen ya da dijital cüzdan süreçlerine uzak duran yatırımcılar için Schwab ve Morgan Stanley gibi kurumlar daha tanıdık bir alan sunuyor.
İkinci olarak, kurumsal meşruiyet güçleniyor. Bitcoin uzun süre boyunca spekülatif, çevresi belirsiz ve geleneksel finansın dışında kalan bir varlık olarak görüldü. Ancak bugün geldiğimiz noktada, ABD’nin en büyük finans kuruluşlarından bazıları Bitcoin’i ya doğrudan alım satım ürünü haline getiriyor ya da ETF yapısı içinde yatırımcıya sunuyor. Buna en büyük örneklerden biriyse BlackRock ve Bitcoin ETF ürünü IBIT’in büyüyüşü…
Özellikle geçtiğimiz hafta yapılan bir araştırmaya göre, BlackRock’ın spot Bitcoin ETF’i $IBIT, günlük 16 ila 18 milyar dolar arasında işlem hacmine ulaşarak Binance’in spot hacmine yaklaştı. Coinbase’in günlük işlem hacmini ise aşmış durumda.
Morgan Stanley farklı bir kapı açıyor
Morgan Stanley cephesinde de benzer gelişmeler yaşandı. Ancak Stanley, Schwab’dan farklı olarak Bitcoin’i regüle bir yatırım ürünü olarak yatırımcıya ulaştıracak. Şirketin Bitcoin ETF’i $MBST koduyla işlem görecek. Eric Balchunas’a göre fon, yarın işlemlere açılacak.
Bu iki gelişme birlikte okunduğunda ise Wall Street’in artık sadece kriptoyu izlemediği; onu kendi sistemine entegre etmeye başladığını gösteriyor.
Schwab’a göre, kripto paralara ayrılan %1’lik bir pay bile portföy riskini yeniden şekillendirebilir
Charles Schwab’ın dijital varlıklar üzerine yaptığı son araştırma raporuna göre, kripto varlıkların portföy içindeki yeri, sadece getiri beklentisine göre değil yatırımcının risk toleransına göre belirlenmeli.
Şirket, Bitcoin ve Ether’i yüksek oynaklığa sahip varlıklar olarak tanımlıyor. Geçmiş döngülerde her iki varlığın da %70’in üzerinde düşüş yaşadığına dikkat çekilirken, bu oynaklığın hisse senetleri ve tahvillerde görülen tipik geri çekilmelerin çok ötesinde olduğu vurgulanıyor.
Schwab’ın öne çıkardığı önemli noktalardan biri ise kripto varlıklara ayrılan çok küçük bir payın bile portföyün genel risk profilini ciddi şekilde değiştirebileceği. Rapora göre, bazı durumlarda %1 ila %3 aralığındaki bir yatırım dahi özellikle stres dönemlerinde portföy davranışını belirgin biçimde etkileyebilir.
Getiri beklentisinden çok risk tartışılıyor
Raporda yer alan bir diğer önemli nokta ise kripto yatırımına yaklaşım biçimi. Schwab’a göre bu konuda iki temel yöntem öne çıkıyor.
- İlki, klasik portföy teorisine dayanıyor. Bu yaklaşımda beklenen getiri, oynaklık ve diğer varlıklarla korelasyon gibi unsurlar üzerinden ideal tahsis hesaplanıyor. Ancak Schwab, burada önemli bir zayıflığa işaret ediyor: Kripto varlıkların gelecekte sağlayacağı getiriye dair varsayımlar çok değişken. Bu da önerilen tahsis oranlarını son derece hassas hale getiriyor.
Şirketin değerlendirmesine göre, beklenen getiri %10’un altında kalıyorsa, agresif bir yatırımcı için bile kripto varlıklara anlamlı bir pay ayırmak risk ayarlı getiri açısından yeterince güçlü görünmeyebilir.
- İkinci yaklaşım ise risk bütçelemesine dayanıyor. Burada yatırımcı, kriptodan ne kadar getiri beklediğini hesaplamak yerine, toplam portföy riskinin ne kadarını kriptoya ayırmak istediğine karar veriyor. Bu yöntem, konuşmayı performans beklentisinden çıkarıp risk toleransı zeminine taşıyor.
Raporda, “Kripto paralara ‘doğru’ bir yatırım stratejisi yoktur ve kararın büyük ölçüde kişisel bir tercih olduğuna inanıyoruz” şeklinde bir açıklama da bulunuyor.






